Fatma’nın Eli’nin sırrı nedir?

Fatma’nın Eli’nin sırrı nedir?
Birçok kültürde kutsallığına inanılan “Fatma’nın Eli” koruyucu ve şifalandırıcı etkisi sebebiyle günlük yaşamda da çeşitli objelerde kullanılmaktadır. Fatma kimdir, eli neden kutsaldır? Hz. Muhammed ve Hz. Hatice’nin en küçük kızı olan Hz. Fatma, Mekke’de Hz. Muhammed’e vahyin ilk geldiği yıl dünyaya gelmiştir. Küçük yaşta annesini kaybetmiştir. Üç ablası da o dönemde evli oldukları için annesinin yokluğunda ve Müslümanlığı yaymak için mücadelesinde babasının en büyük destekçisi olması, ona “babasının annesi” lakabını kazandırmıştır.

Bizzat babasının terbiyesi altında, İslami eğitimin en yüksek derecesini almıştır. Çok mütevazi ve örnek bir hayat sürmüştür. Kuran’ı yorumlama kabiliyeti vardır. Bu anlamda İslam aleminin önemli bir şahsiyetidir. Hz. Muhammed, Fatma‘nın bu üstün vasıfları kendi çabasıyla elde ettiğini vurgulamış, ”Bu alemde bazı mertebelere erişmek için peygamber kızı olmak da yeterli değildir.” demiştir. Ve kızı Fatma’yı kazandığı bu vasıflarla ‘ilklerin ve sonların seyyidesi’ (efendisi) olarak tanıtmıştır.

Hz. Fatma, Kevser Suresi’nin iniş sebebidir. Erkek evladı olmadığı için soyunun devam etmeyeceği söylentilerine karşı, Hz Muhammed’e Kevser Suresi’yle soyunun Hz. Fatma ile devam edeceği müjdelenmiştir. Peygamber, bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Kızım Fatma, bedenimin bir parçasıdır, gözümün nurudur, kalbimin meyvesidir, bedenimdeki ruhumdur, insan şeklinde bir huridir. İbadet mihrabında ayağa kalktığında yıldızlar yeryüzündekilere nur saçtığı gibi, onun nuru da gökteki meleklere öyle nur saçar.”

Böyle özel bir şahsiyet olan Fatma, Peygamberin izniyle “Eti etimden, kemiği kemiğimdendir” dediği amcasının oğlu Hz. Ali ile evlenmiştir. Hasan ve Hüseyin adını verdikleri 2 çocukları olmuştur. İşte bu aile; Hz. Ali, Hz. Fatma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin, Hz. Muhammed’in Ehl-i Beyt’idir.

Mütevazi yaşamıyla Müslümanlar’a örnek olan, Hz. Muhammed’in “Vücudumun bir parçası, gözümün nuru; kalbim, ruhum ve vicdanım” dediği, soyunu devam ettiren kızı Hz. Fatma, halk inançlarında farklı bir konuma sahiptir. Anadolu’dan Hindistan’a kadar “Fatma’nın Eli”nin kötülüklerden koruduğuna inanılır. En son Topkapı Sarayı ve Türk Kadınları Derneği’nin ortaklaşa düzenledikleri “Osmanlı Devleti’nde Ehl-i Beyt Sevgisi” konulu sergi ve Salih Suruç’un “Hz. Fatıma” kitabıyla anılan Hz. Fatma’nın kısa süren hayatı ilginç ayrıntılarla dolu.

Hz. Muhammed’in kızı Fatma, bir gün mutfakta helva kavururken, eşi Hz. Ali‘yi genç ve güzel bir kızla görür ve pişen helvaya elini daldırır ancak hiçbir şey olmaz, helvayı böyle kavurmaya devam eder. Kocası durumu fark edince Fatma’nın elini tencereden çıkartır. O günden sonra elinin kutsallığına, gücüne, adeta yenilmezliğine inanılır. Her güçlük adeta onun eliyle aşılacaktır. Sahiplerine şans getirdiğine ve onlara sabır ve sadakat erdemleri verdiğine inanılan bir tılsım haline gelir.

Bu nesne genellikle ‘Fatma’nın Eli’ olarak bilinse de Araplar arasında ‘Hamse Eli‘ diye anılır. Hamse, beş demektir ve bir elin parmak sayısını gösterir. Hindu’lar ‘Humsa Eli’, Museviler ise ‘Hameş Eli’ veya ‘Miryam’ın Eli’ adını vermişlerdir. Bazı kültürlerde yukarıya dönük, bazı kültürlerde aşağıya dönük el şeklinde bulunmaktadır. İslam ve Musevilik’te yer alan bu ortak sembolün gücüne günümüzde de halen geniş bir coğrafyada inanılmaktadır.

Avcu açık ve içinde nazardan koruduğuna inanılan göz sembolüyle tamamlanan bu el figürü, yıllardır evlerin, iş yerlerinin uğur sembolü olarak kullanılmaktadır. Elin içinde bulunan göz, farklı boyutlara açılan kapıların ve bu boyutlarda yer alan varlıkların enerjilerinin sembolüdür.


Anadolu’da kadınlarımız yemek pişirirken, ”Fatma’nın Eli”yle yaptıklarına niyet ederler ki yemekleri lezzetli olsun. Anneler karnı ağrıyan çocuğuna, ”Fatma’nın Eli” ile dokunurlar ki, yavrularını şifalandırsınlar.

Başarılı futbolcu Maradona 1986 yılında, ülkesine Dünya Kupası’nı getiren eliyle attığı gol sonrası “O el benim elim değil, ‘Fatma’nın Eli’ idi” şeklinde yaptığı açıklamayla herkesi şaşırtmıştır. Dünyaca ünlü tasarımcıların parçalarında yer alan bu sembol, her geçen gün daha fazla evin duvarlarını süslemekte, daha fazla kadının vazgeçemediği aksesuarı olmaktadır.

Yazar:

Önceki Yayın
Sonraki Yayın