Dede Korkut kimdir?

Dede Korkut kimdir?
Yaşadığı zaman konusunda net veriler bulunmayan, adı destanlarıyla anılan Türklerin masalcı dedesidir O!.. Dede Korkut kimdir, hikayeleri nelerdir? Türk’ü, Türklük’ü gelenekleri, görenekleri ve inançlarıyla anlatan büyük bir sanatçıdır, Dede Korkut!.. Ne doğduğu yıl, ne de öldüğü yıl bellidir… Hatta yaşadığı yüzyıl bile tartışmalıdır. Ama masallarla masallarda yaşar Dede Korkut… Bazı araştırmacılar, Hz. Muhammed’in çağında yaşadığını savunurlar ve eserleri içinde, bu fikirlerini destekleyen bölümler gösterirler. Bazı araştırmacılar da Oğuz Türkleri’nin masalcısı olduğuna inanır.

DEDE KORKUTOnun, IX. ve XI. yüzyıllar arasında Türkistan’da Sir-Derya Nehri’nin Aral Gölü’ne döküldüğü yerde doğduğu, Ürgeç Dede adında bir oğlu olduğu, Oğuz Türkleri’nden büyük saygı gördüğü, bu bölgelerde hüküm süren Türk hakanlarına akıl hocalığı ve danışmanlık ettiği destanlarından anlaşılmaktadır.

Çağların ötesine geçen, her çağın insanlarının hayatlarına, düşüncelerine denk düşen masallardır, Dede Korkut destan-masalları! Bu masallar, 15. yüzyıla kadar sözlü aktarımlarla gelmiş ve 15. yüzyılın ikinci yarısında Akkoyunlular tarafından yazıya geçirilmiştir. Dede Korkut masallarının temeli, Oğuz Türkleri’nin hayatları üzerine oturtulmuştur ve bu dönemin örf, adet, gelenek ve yaşam biçimlerini yansıtır ama aynı gelenek ve görenekleri yaşamlarında sürdüren Akkoyunlular, masalları yazıya dökerken, bazı hikayeleri kendi yaşadıkları günlerin olayları üzerine oturtarak adapte etmişlerdir.

Dede Korkut Kitabı’nın bugün biri Dresden’de, öteki Vatikan’da olmak üzere, iki yazma nüshası vardır. Bu yazma eserlere dayanarak Dede Korkut Kitabı, ülkemizde birkaç kez basıldığı gibi birçok dile de çevrilmiştir. Destan derleyicisi, Dede Korkut kitabının önsözünde Dede Korkut hakkında şu bilgileri verir ve onun ağzından şu öğütlerde bulunur:

* Bayat Boyundan Korkut Ata derler bir er ortaya çıktı. O kişi, Oğuz’un tam bilicisi idi. Ne derse olurdu. Gaipten türlü haber söylerdi…
* Korkut Ata Oğuz Kavminin her müşkülünü hallederdi. Her ne iş olsa Korkut Ata’ya danışmayınca yapmazlardı. Her ne ki buyursa kabul ederlerdi. Sözünü tutup tamam ederlerdi…
* Dede Korkut söylemiş: Lapa lapa karlar yağsa yaza kalmaz, yapağılı yeşil çimen güze kalmaz. Eski pamuk bez olmaz, eski düşman dost olmaz. Kara koç ata kıymayınca yol alınmaz, kara çelik öz kılıcı çalmayınca hasım dönmez, er malına kıymayınca adı çıkmaz. Kız anadan görmeyince öğüt almaz, oğul babadan görmeyince sofra çekmez. Oğul babanın yerine yetişenidir, iki gözünün biridir. Devletli oğul olsa ocağının korudur…
* Dede Korkut bir daha söylemiş: Sert yürürken cins bir ata namert yiğit binemez, binince binmese daha iyi. Çalıp keser öz kılıcı namertler çalınca çalmasa daha iyi… Çala bilen yiğide, ok’la kılıçtan bir çomak daha iyi. Konuğu olmayan kara evler yıkılsa daha iyi… Atın yemediği acı otlar bitmese daha iyi. İnsanın içmediği acı sular sızmasa daha iyi…

Dede Korkut, Oğuz Türkleri’nin “bilgesi” olarak tanınır. Nitekim kendisi: “Oğuz halkının başına hayır gelesini, şer gelesini dedim…” diyerek, söylediği hikmetlerle Oğuz Türkleri’ne yol gösterdiğini açıklıyor ve bir Şaman olması ihtimalini kuvvetlendiriyor. Şamanlar, aynı zamanda ozan oluyorlar, geçmiş zamanların hikâyelerini anlatıyorlar, gelecekten haber veriyorlardı.

Dede Korkut hikayelerinde özellikle göçebe Oğuz Türkleri’nin tabiat şartlarına karşı dirençleri, düşmanlarına karşı sürekli üstünlüğü ve birlik şuurundan doğan kuvvetleri dikkat çeker. Korkut Ata olarak saygı gören Dede Korkut’un hikayeleri yaşlı ve bilginlere büyük değer verir. Bugün Dede Korkut ve onun hikayelerinden alacağımız önemli dersler vardır. Fertler arasında saygı, sevgi, karşılıklı hoşgörü ve mertlik bunların başında gelmektedir. Dede Korkut aslında büyük bir vatanseverdir ve milletinin sonsuza dek güçlü ve mutlu yaşamasını gerçekleştirme mücadelesi içindedir. Hikayelerindeki örnek şahsiyetler olan Bayındır Han, Kazan Han, Bamsı Beyrek, Boğaç Han, Selcen Hatun, Seğrek ve diğerleri toplumda olması gereken ideal insan karakterlerini temsil ederler. Bu insanlar, milleti ve vatanı için ölümü göze alan ve tüm zorlukların üstesinden gelebilen kahramanlardır.

Dede Korkut’un günümüze kadar gelen 12 hikayesi şunlardır:
1— Derse Han Oğlu Boğaç
2— Salur Kazan’ın Evinin Yağmalanması
3— Bay Büre Beğ Oğlu Bamsi Beyrek
4— Kazan Oğlu Uruz’un Tutsak Olması
5— Deli Dumrul
6— Kazılık Koca Oğlu Yeğenek
7— Kanlı Koca Oğlu Kan Turalı
8— Depe-Göz
9— Beğil Oğlu İmren
10— Uşun Koca Oğlu Zegrek
11— Salur Kazan’ın Tutsak Olması.
12— İç-oğuza, Taş-oğuzun Başkaldırması

Bu hikayelerin 8 tanesi, iç ve dış savaşlara aittir. 2 tanesi aşk macerasını dile getirir. 2 tanesi de mitolojiktir. Fakat hepsi birden, Türk dünyasını en gerçek biçimde yansıtır. Üstün bir anlatım gücü, destansı bir üslup, yaşayan diri bir Türkçe ile Türk soyunun kahramanlığı, uygarlığı, ahlakı, dini gelenekleri ve yaşamları dile getirilir. Türk mitolojisinin kaynağı Dede Korkut masalları, destanlarıdır… Destanlarındaki şiirlerde, çalınan kopuzların kıvrak ritmi, yanık havası vardır.

Dede Korkut destanlarının kahramanları, iyiliği ve doğruluğu öğütler. Güçsüzlerin, çaresizlerin her zaman yanındadır. Hile bilmezler, doğru sözlü, sözlerinin eridirler. Türk milletinin birlik ve beraberliğini, milli dayanışmayı, el ele tutuşmayı telkin ederler.

Yüzyıllar boyu, heyecanla okunan bu eserdeki destanlar, Doğu ve Orta Anadolu’da, çeşitli varyantları ile yaşamıştır. Anadolu’nun birçok bölgelerinde, halk arasında söylenen, kuşaktan kuşağa aktarılan hikâye ve destanlarda Dede Korkut’un izleri ve büyük etkileri vardır.


DEDE KORKUT Dede Korkut Hikayeleri arasındaki ortak özellikler nelerdir?
1. Dede Korkut, bütün metinlere aynı adı verir: Oguz-nâme.
2. Hemen her hikayenin başlangıcı aynıdır. Metinlerin açılışı tekrar niteliği gösterir.
3. Hanlar Hanı Bayındır Han, genellikle metinlerin başında anılır ve bir daha geçmez. Çünkü olayların gerisindedir, öne çıkarılmaz. Yetkileri olan ama kendi pek ortada olmayan gölge biri gibidir.
4. Metinlerin hepsinde kurgu bakımından da ortak noktalar vardır. Her metnin başında kahraman bazı haksızlıklara ya da kötülüklere uğrar ve bunlarla baş etmeye çalışır. Metinlerin ortalarında kahramanlar birbirine benzer tehlikelerle karşılaşırlar. Kahramanın başı derde girer, kahraman tutsak olur. Metnin sonuna doğru birileri kahramanı kurtarır, kahramanlar her türlü zorluğun üstesinden gelir.
5. Kahramanlar, bir insanda bulunması gereken özelliklerden çok, olağanüstü varlıklarda bulunan yeteneklere sahiptir. Her şeyden önce kahramanlar çok güçlüdür; öyle ki bir orduyla tek başına savaşacak güçte ve yetenektedirler. Örneğin; Oğuz’un baş edemediği Tepegöz’ü Basat tek başına alt eder. Kan Turalı, kimselerin yenemediği canavarı öldürür.
6. Kahramanlar o kadar sıcak ve sevecendir ki okuyucu tarafından her zaman sevilirler. Okuyucu, kahramanlarla üzülür, sevinir, heyecanlanır. Çünkü anlatıcı taraf tutar. Kahramanlarını okuyucunun beğeneceği kimlikle sunar.
7. Kahramanlar pek hastalanmazlar; ya yaralanır, ya attan düşüp bir yerlerini kırar ya da tutsak olurlar. Duygularını kopuzları aracılığıyla soylama adı verilen manzumelerle ifade ederler. Bundan önce de mutlaka “…… soyladı görelüm hanum ne soyladı aydur” yapısı kullanılır. Bazen yalnız “aydur” ya da “görelüm ne soyladı” gibi kısaltılmış biçimleriyle, bazen de daha çok sözcükle zenginleştirilmiş biçimleriyle karşılaşılır.
8. Kahramanlık, yalnız erkeklere ait değildir. Kızlar da erkekler kadar yiğit olmalıdır. Beyrek, babasına evleneceği kızın niteliklerini sayarken, “Ben yerimden kalkmadan o kalkmış olmalı, ben ata binmeden o binmiş olmalı, ben düşmanıma varmadan o baş getirmiş olmalı.” der. Beyrek, Banı Çiçek’in kadın oluşuna bakmadan onunla at koşturur, ok atar ve güreşir. Dirse Han ve Begil, eşlerinin kendilerine akıl vermelerine izin verdikleri gibi onların önerilerine uyarlar.
9. Kadına verilen önem, gösterilen saygı tüm metinlerde öne çıkar. Hatta kadının ön planda olduğu anaerkil devri düşündürür. Mukaddime’de Dede Korkut’un dediği “Oğul kimden olduğun ana bilir.” sözü, bize bunun ipuçlarını verir. Bu söz bile Oğuz toplumunda kadının yeri ve konumunun yükselen değerler arasında sayılması gerektiğinin göstergesi olarak değerlendirilebilir.
10. Olayların geçtiği yerler metinlerde aynıdır. Kuzeydoğu Anadolu Bölgesinde Pasinler, Dervend, Sürmelü, Hamid, Mardin vb.
11. Metinlerde işlenen ayrılık teması da ortaklık gösterir. Yurttan, anadan, atadan, sevgiliden, kavim kardeşten ayrılık söz konusudur. Ancak sonunda -Bamsı boyu hariç- mutlaka evlilik, şenlik gibi bir olay yaşanır.
12. Metinlerde olayların anlatıldığı bölümler nesir, karşılıklı konuşmaların büyük bir bölümü ise nazımla aktarılır.
14. Metinler mutlu sonla biter. Dede Korkut gelir, iyi dileklerde bulunur. Metinlerin kapanışları da birbirinin benzeridir. Kapanışlar, Dede Korkut ağzından söylenmiş sözlerle yapılır. Kimi daha uzun, kimi daha kısa olsa da; aralarında ufak tefek ayrılıklar bulunsa da hepsinde ortak olan, Dede Korkut’un gelip şadlık çalması ve gazi erenlerin başına ne geldiğini söylemesidir.

Metinlerde değişen, yalnız kahramanların adıdır. Diğer motifler, hepsinde ortak kullanılan unsurlardır. Her metin, aşağı yukarı birbirini tekrarlar. Okuyucu birini bitirip diğerine geçtiğinde aynı mekan ve aynı olaylar içinde bulur kendini. Bilgiler pekişir. Dede Korkut sanki belli kişilik özelliklerine dikkat çeker.

DEDE KORKUT
Dede Korkut Hikayeleri’nde verilen öğütler nelerdir?

- Devlete sadık olmak,
- Misafirperver olmak,
- Dedikodu yapmamak,
- Dürüst olmak,
- Korkak olmamak,
- Çocuğunu iyi yetiştirmek,
- Üstüne düşen görevi yerine getirmek,
- Eşine sadık olmak,
- Ana babaya hürmet etmek …

Bazı öğütler de var ki, pek çoğu atasözleri gibi kalıplaşmıştır;

- Ecel vakti ermeyince can çıkmaz.
- Çıkan can geri gelmez.
- Yığılı malın mülkün olsa da nasibinden fazlasını yiyemezsin.
- Kara eşek başına gem vursan katır olmaz, hizmetçiye elbise giydirsen hanım olmaz.

Günümüz romanlarındaki kahramanlarla Dede Korkut hikayelerindeki kahramanlar birbiriyle benzerlik göstermiyor olabilir ama zaman ne olursa olsun demek ki kahramanlık hikayeleri insan var oldukça olacak…

Kısa bir süre önce Eskişehir’de üzerinde hikayelerden alıntıların yazıldığı büyük bir Dede Korkut büstü şehre yeni kurulan bir parkın içine yerleştirildi. Eskişehirliler ve yolu Eskişehir’den geçenlere duyurulur…

Yazar:

Önceki Yayın
Sonraki Yayın