Ders Kitabı Cevapları - Çalışma Kitabı Cevapları

5. 6. 7. 8. Sınıf, Ders Kitabı Cevapları, Çalışma Kitabı Cevapları, Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri, Sosyal Bilgiler, İngilizce, İnkılap Tarihi, Özgün, Cem Veb Ofset, Evren, Gizem, Dikey, Yakınçağ, Öğün, Doku, Ada, Lider, Tutku, Meram, Sevgi, Yıldırım, Tuna Matbaa, Yayınları, Sayfa

Öğretmenlik ciddi anlamda sabır işidir

Öğretmenlik ciddi anlamda sabır işidir

Sınıf yönetimi ve öğrenci disiplinsizlikleri anlamında öğretmenler için çok da kolay olmayan eğitim – öğretim yılının “son düzlüğüne” girmiş bulunuyoruz. Konular neredeyse bitti, sınavlar bitti – bitecek, öğretmen ve öğrenci motivasyonu tükenmek üzere, havalar iyiden iyiye ısınmaya başladı ve sınıf yönetimi açısından en zor ve en kritik eşiğe gelindi denebilir. Sınıf yönetimi eğitim öğretimin olmazsa olmazı ve başarı için en önemli ölçüttür. Çevrenizde gördüğünüz ve başarılı olarak tanıdığınız öğretmenlerinin başarısının altında kesinlikle sınıf yönetimindeki başarıları yatmaktadır.


Erkenden uyandığım böyle güzel bir bahar sabahında basit ifadelerle, akademik ifadelerden ve teoriden uzak; direkt olarak uygulamaya yönelik, öğretmenlerimize, bu denli önemli bir konuda, sınıf yönetimi adına, belki haddimi de aşarak, bir takım tavsiyelerde bulunmak istedim:

1. Sınıfta öğretmenlerimizin yaptığı en yaygın hatalarından birisi sınıf içerisinde istenen değil istenmeyen davranışı öne çıkarmaktır. “Sus, bağırma, kes, konuşma” gibi ifadelerle öğretmen adeta bu davranışları pekiştirmektedir. Böyle bir sınıf ikliminde sessizce dersini dinleyen öğrencinin pekiştirilmesi gerekirken adeta ödül dersi sabote etmeye çalışan öğrenciye verilmektedir. Yaş ve gelişim özelliklerine göre gürültülü bir sınıfta konuşan bir öğrenciye “sus, kes!” demektense, sessizce dersi takip eden bir öğrenciye teşekkür edilmesi çok daha yerinde bir tutum olacaktır.

2. Dönem ve özellikle sene başları öğretmenler için “balayı” dönemleridir. Öğretmenin ilk kez girdiği sınıfta çıt çıkmaz. Bu öğrencilerin öğretmeni “tartma – süzme” dönemleridir. Yaş gruplarına göre bu süre kimi zaman bir – iki ders saati en geç ise bir haftalık süreyle sınırlıdır. Öğretmenler bu “balayı” dönemlerini çok iyi değerlendirmelidirler çünkü öğrenciler kendilerine ilk derslerde bu fırsatı fazlasıyla verirler.

3. Ben dilini kullanmaya gayret edin. “Ders çalışmıyorsun” demek yerine, “ders çalışmaman beni üzüyor” veya “ders çalışmadığını düşünüyorum” ifadelerini kullanmak size hiçbir şey kaybettirmeyecektir.

4. Öğrencilerinize isimleriyle hitap edin. Yeni tanıştığınız öğrencilerin isimlerini bir an önce öğrenmeye çalışın.

5. Dersiniz dinlenmediği zaman “Sus!”, “Dinle!”, demek yerine “istifinizi bozmadan dersinizi anlatmaya devam edin “.

6. Uyarmak istediğiniz bir öğrenci varsa, dönüp ona bağırmak yerine ismini tahtaya yazın, o öğrencinizle anlık bir göz teması kurduktan sonra belli bir süre yaptıklarını görmezden gelin.

7. Eğer sınıfta istenmeyen bir davranış varsa kati suretle o davranışın pekiştireci de vardır.Olumsuzluğun üstüne gitmektense o olumsuzluğu ortadan kaldırmak için pekiştirecini yok etmek daha akılcı ve yerinde bir davranış olacaktır. Bazen konuştuğu için azarlanan bir öğrencinin pekiştireci kendini azarlayan öğretmeni olabilmektedir örneğin.

8. Gerilimden Kaçının! İyi yönetilmeyen bir sınıfta her zaman için bir gerilim ihtimali vardır. Sözlü ve hatta fiili şiddet uygulayan bir öğretmen, öğrencilerinin gözünde acizdir. Çünkü şiddet uygulayan öğretmen o an yaptıklarıyla adeta “ben şiddet uygulamadan sizle baş edemiyorum” demektedir. Aynı durum, geçtiğimiz günlerde sitemiz yazarlarından Sayın Yücel ÖNDER’İN de bütün detaylarıyla kaleme aldığı, öğrenciyi dersten atmak için de geçerlidir, bu da bir acizlik, kötü bir sınıf yönetiminin sonucudur, ayrıca suçtur. Öğrenciyi dışarıya gönderen öğretmenin aslında beden dili: “Ben seni sınıf içerisinde yönetemiyorum, dışarı çık, senden ancak o şekilde kurtulabilirim, yapacak başka bir şeyim kalmadı, elimden gelen ancak budur!” demenin Arapçasıdır ve acizliktir.

9. Öğrencilerinizi çok iyi tanımanız gerekir çünkü tanımazsanız onlara uygun sınıf yönetimi teknikleri ve sınıf içerisinde işinizi kolaylaştıracak stratejiler geliştiremezsiniz. Öğrencinin kişisel ailevi, sosyal ve ekonomik açıdan da tanınması elzemdir.

10. Öğrencinin ilgisini çekemiyorsanız, öğrencilerinizi meşgul edemiyorsanız sınıfı yönetmeniz imkânsızdır. Öğrencilerinizi muhakkak suretle meşgul edin, hatta onları yorun.

11. Öğrencilerinizle “ yüz - göz” olmayın. Daha çok kadın öğretmenlerimizin özellikle de kız öğrencilerine karşı yaptıkları bir hatadır, siz yapmayın.

12. Okul öncesi ve sınıf öğretmenlerinin düştükleri bir hata da öğrencilerine “canım, bir tanem, aşkım” gibi – iyi niyetli - sevgi sözcükleri kullanmalarıdır. Bu ifadeler çocukların kendilerinden büyük kişilerin de kendilerine aşık olabileceklerini, beyin şemalarına işleyecek bilinçaltında bu durumun içselleşmesine yol açacaktır.

13. Öğretmenlik ciddi anlamda sabır işidir. Siz de sabırlı olun, sabırsız olmak size hiçbir şey kazandırmayacağı gibi sınıf içerisinde çok şey kaybettirecektir. Sinirlendiğinizde öğrencilerinize bir şans daha tanıyın; içinizden üçe kadar sayın, ölçün, biçin; sonucu düşünün - bir, iki, üç: Hepsi bu! Yapmayı planladığınızı yapmadığınızda bu tekniği kullandığınıza hiç pişman olmayacaksınız. Öfkeyle kalkmayın ki “zararla” oturmayasınız.

14. Öğrencilerinize, geleceklerine ve ailelerine değer verin ve verdiğiniz bu değeri onlara hissettirin. Velilerinizle mümkün olduğunca iletişim halinde olun. Gelecekleri hakkında onları dinleyerek onlara rehberlik edin. Öğrencilerinizin geleceklerini aileleriyle birlikte planlayın.

15. İstikrarlı olun, bir gün kızmadığınız bir duruma başka bir gün kızmanız, istikrarsızlığınız öğrencilerinizin gözünde sizi değersizleştirecektir.

16. Sınıf iklimi içerisinde öğrenciler öğretmenlerini çok kısa sürede “çözebilirler” çünkü öğrenciler sınıf içerisinde öğretmeni yaptığı her hareketiyle incelerler. 25 öğrencinin bir sınıfta olması demek; 30-35 metrekare içerisine öğretmeni takip etmesi üzere konuşlandırılmış 50 adet kamera bulunması gibidir adeta. Tam da bu yüzden sınıf içerisinde öğretmenin sınıf yönetimi adına hata yapma lüksü yoktur çünkü yapılan bir hatanın, üzerine odaklanmış 50 biyolojik kameradan kaçması imkânsız ötesidir.

17. Öğretmenlerimiz sınıf yönetimi ve şu anda benimsenmiş eğitim yaklaşımı sebebiyle çok fazla konuşmamalı, öğrencilerini konuşturmalıdırlar. Doğru zannedilen yanlışlardan birisi de dersin ilk bölümlerinin sınıf yoklaması, ders defterinin doldurulması, ödev kontrolü yapılması, havadan sudan konuşulmasına ayrılmasıdır. Dersin ilk bölümleri öğrencinin ilgi düzeylerinin en yüksek olduğu, bütün alıcılarının açık ve hazır olduğu bölümdür. Ders sonunda yapılması daha uygun olan; yoklama alınması ve ders defterinin doldurulması gibi sınıfsal faaliyetlerin yerine öğretmen dersin bu ilk dönemlerini çok daha etkin ve verimli bir şekilde değerlendirmelidir. 

Yorum Gönder

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget