Ders Kitabı Cevapları - Çalışma Kitabı Cevapları

5. 6. 7. 8. Sınıf, Ders Kitabı Cevapları, Çalışma Kitabı Cevapları, Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri, Sosyal Bilgiler, İngilizce, İnkılap Tarihi, Özgün, Cem Veb Ofset, Evren, Gizem, Dikey, Yakınçağ, Öğün, Doku, Ada, Lider, Tutku, Meram, Sevgi, Yıldırım, Tuna Matbaa, Yayınları, Sayfa

YABANCI DİL ÖĞRETİMİ SÜRECİNDE SANATSAL FİLMLER

YABANCI DİL ÖĞRETİMİ SÜRECİNDE SANATSAL FİLMLER

Sürekli bir şekilde yeniliklere açık olan günümüz dünyası, her alanda olduğu gibi yabancı dil edinimi konusunda da bizlere yeni araç-gereçler ve farklı yöntemler sunmaktadır. Tabi ki, bunda teknolojinin katkısının yadsınmaz olduğu bir gerçektir. Özellikle de, kendi ortamından uzakta hedef dili öğrenen kişiler, öğrenim esnasındaki edinmiş oldukları dil becerilerini pratiğe dökmekte sıkıntı çekmektedirler. Bu yüzden, yabancı dil öğrenimi esnasında kazanılan dört dil becerisini de aynı anda, doğrudan etkili ve verimli bir şekilde geliştirilmesinde önemli bir yere sahip olan sanatsal filmler2 , sınıf ortamına getirilerek hem dil hem de kültürel öğelerin iç içe ve gerçeğe uygun bir şekilde öğrencilere verilmesini sağlamaktadır. Çünkü sanatsal filmler, hedef dildeki milli duygu-düşünceyi, ulusal bilinci ve ayrıca kültürel ve estetik imgeleri bünyesinde barındırması bakımından da çok önemli bir yere sahiptir. Bu makale, sanatsal filmlerin perspektifiyle, yabancı dil öğrenimi sürecinde sıkça karşılaşılan dilsel ve kültürel sorunların analizini içermekte ve bunlara bağlı olarak bazı önerilerde bulunmaktadır.

Günümüz şartları içerisinde, yabancı dil öğrenimi esnasında kullanılan geleneksel yöntem ve teknikler (metinler, dilbilgisi çeviri yöntemleri, iletişimsel yöntemler, işlevsel dil öğretimi vb.), hedef dilin öğretiminde dilbilimcilere, yabancı dil öğretenlere ve öğrenenlere tam bir doyumluluk sağlamamaktadır. Çünkü, bu süreçte edinilen dilsel öğelerin, kültürel öğelerden ayrı bir şekilde verilmesi bu eksikliği gözler önüne sermektedir. Halbuki, ''dil, bir toplumun anlaşma vasıtası olduğu gibi, aynı zamanda bir kültür taşıyıcısı ve aktarıcısıdır.'' (İşcan, 2011:1). Bundan dolayı, bazı ünlü dilbilimci ve dil öğreticileri, var olan eski teknik ve yöntemlerin yanı sıra birtakım kültürel içerikli amaca uygun öğretim materyallerinin de ders ortamına getirilmesini ön görmektedirler. Ayrıca, taşıyıcı dili konuşan kişiyle sağlıklı bir iletişim kurmanın yolu dilsel ve kültürel öğelerin de beraber edinilmesiyle gerçekleşebilmektedir. Çünkü kültürel öğelerden eksik bir şekilde iletişime geçmek diyalog esnasında gerilim, çekingenlik, tutukluk gibi birtakım sorunlara neden olmakta ve hatta daha sonraki aşamalarda iletişimi tamamen koparabilmektedir. Aksini düşünürsek, dil öğrenenlerin, farklı toplum ve kültürlerde yetişmelerinden dolayı birbirlerinin kültürleri hakkında bilgi sahibi olmaları doğabilecek iletişim sorunlarını ortadan kaldırarak hem birbirlerini doğru bir şekilde anlama hem de iletişimin sürekliliğini sağlama açısından çok önemlidir. 


Bu bağlamda Ö. Demircan da (1990) ''Hiç kimse toplumsal, sosyal ve kültürel değerlerden soyutlanarak yabancı dil öğrenemez.'' sözleriyle yabancı dil öğreniminde dil ve kültür ilişkisinin bu süreçte ne kadar önemli bir yere sahip olduğuna atıfta bulunmuştur (Aktaran: Kargı, 2006: 62). Yine aynı şekilde Brooks, ''Kültür öğeleri yeterince üretilmediğinde, öğrencinin yabancı dil konuşması, kendi kültür çevresinde gördüğü kavramları farklı sembollerle dile getirmesinden başka bir şey olamaz'' sözleriyle konuya farklı bir bakış açısı getirmektedir (Brooks, 1986: 123). Anlaşılacağı üzere, öğrenciye, hedef dildeki kültürel öğelerin yeterince kazandırılamaması, hedef kültüre ait olan ve edinilmesi gereken yaşam tarzlarının ve milli değerlerin öğrenilmesinin önüne geçebilmektedir. Bu da, muhatabıyla arasında geçen diyaloglarda yanlış anlaşılmalara ve daha sonrası için diyalog kopması gibi birtakım ciddi sorunları doğurmaktadır. Dilsel ve kültürel öğeleri, içinde bulunduran araç-gereçlerin ya da yöntem ve tekniklerin yetersiz bir şekilde kullanılmasından dolayı iletişim sorunları ortaya çıkmaktadır. Hızlı bir şekilde ilerleme ve gelişme kaydeden 21.yy teknolojisi ise birçok alana olduğu gibi yabancı dil öğrenimine de yeni olanak ve fırsatları beraberinde getirmiştir. Teknolojideki gelişmelerin etkisiyle birlikte medya yapıtı ürünler, özellikle de amaca uygun çağdaş sanatsal filmler, görsellik ve işitsellik açısından, dil edinimini kolaylaştırıcı ve belirlenen amaca ulaşmada doğrudan erişebilirlik fırsatı sunan diğer araç ve gereçlere oranla daha verimli ve etkili olabilmektedir. Buna istinaden, Makkogrin; ''Bugünün gençleri, motivasyon ve özendirici etkene sahip olan bilgisayar, video ve dijital gibi görsel ve işitsel araç- gereçlere iyi tepki vermektedirler.'' (Aktaran: Keser, 2011:10). Yukarıda da belirtildiği gibi görsellik ve işitsellik içeren araç-gereçler, öğrenci üzerinde hem motivasyon arttırıcı hem de özendirici bir etki bırakmaktadır. Bu da, yabancı dil öğrenen kişide, hedef dili benimseme, öğrenileni daha kısa sürede anlama, algılama ve hatırlamada kolaylık sağlamaktadır. Texas Üniversitesi'nde yapılan araştırmaya göre zaman faktörü sabit tutulduğunda hatırlama oranları şu şekildedir: İnsanlar okuduklarının %10' unu, işittiklerinin %20' sini, gördüklerinin %30' unu, görüp işittiklerinin %50' sini, söylediklerinin %70' ini, yapıp söylediklerinin %90' ını hatırlamaktadır (Arslan ve Ergin, 2010: 65). Araştırmada ulaşılan verilere göre; duyu organlarımızdan ne kadar çoğunu aktif hale getirebilirsek, dil öğrenimi aynı oranda artmakta ve bilgilerin kalıcı olmasını sağlamaktadır. Çünkü öğrenmede asıl olan harekete geçmek, öğrenim sürecinde bu hareketliliği devam ettirmek ve dilin kalıcılığını sağlamaktır. Bu da, ders ortamına görsel-işitsel araç ve gereçleri sınıf ortamına taşıyarak, aktif duyu organlarımızın etkinliğini artırıp, öğrenimde motivasyon faktörünü en yüksek seviyelere çıkarabilecek film öncesi ve sonrası aktiviteler yapmaktan geçmektedir. Yukarıda belirtilenlerden yola çıkarak, sinema yapıtlarının eğitim alanına girmesindeki en önemli unsurun görsellik ve işitsellik olduğu çıkarımında bulunabiliriz. Çünkü kişinin gördüğünü ve duyduğunu akılda muhafaza etmesi söze oranla daha uzun süreli ve daha kolaydır. 

Birkan Kargı; ''yazılı edebiyat okuyucusu tahayyül eder, olmakta olanı zihinsel yaşar, film seyircisi ise görür ve somut yaşar. Kelime soyut, görüntü somuttur. Hegel' in deyişiyle de ''görünen şeyler anlamlarını da birlikte getirirler.''(Kargı, 2006: 64). Böylece, film esnasında işitilenler kişiye bildik, görünenler tanıdık gelmekte ve film sonrası yapılacak aktivitelerle de kalıcılığı yakalamak mümkün hale gelmektedir. Burada bahsettiğimiz hedeflere ulaşmak için medya yapıtı araç-gereçlerin, bilhassa, sanatsal filmlerin, eğitim alanında kullanımını yaygınlaştırarak, etkin dil eğitim ortamının oluşumunu sağlamak gerekir. Çünkü; sanatsal filmler dilin en yalın haliyle karşımıza çıkan, bünyesinde hem dilsel hem kültürel öğeleri bulunduran kaliteli ve etkili bir öğrenim materyalidir.

Yabancı dil öğretimi uzun ve kapsamlı bir süreçtir. Çağın gereksinimleri ve koşulları altında, dil sürekli kendini yenilemekte ve geliştirmektedir. Bu da, dil edinim sürecini zorlaştırmakta ve devamlı olarak üzerinde çalışılmasını gerekli kılmaktadır. Bundan dolayı, bu süreç içersinde, öğrenciye verilmesi gereken konuların kolay kavratılması ve benimsetilmesi için, yeni yöntem ve tekniklerle geliştirilmiş öğrenim materyallerinin kullanımı zorunlu hale gelmiştir. Çünkü, bu yeni materyallerle desteklenmeyen geleneksel yöntem ve teknikler, dil edinimindeki başarı hususunda ihtiyaca tam cevap vermemektedir. Eskiden beri, yabancı dil alanında kullanılan öğretim materyalleri hem öğretende hem de öğrenende başarıyı yakalama anlamında tam bir doyumluluk sağlamamaktadır. Bunun sonucunda, kültürlerarası etkileşim ve diyaloglarda birtakım sorunların meydana gelmesine neden olmaktadır. Dil bilim alanında, Kastamorov ve Veregaşin gibi ünlü dil bilimciler, son yıllarda yapılan kültürlerarası iletişim problemleri üzerindeki araştırma ve incelemelerin temelini atmışlardır (Aktaran: Saraç, 2012:11). Bu iletişim sorunlarının ortadan kaldırılması, edinilen dil becerilerinin geliştirilmesi ve hedef dile ait kültürel öğelerin öğrenilmesiyle mümkündür. Bu imkanı, görsel ve işitsel olması özelliğiyle öğrencideki motivasyonu artırıcı, hedef dile ait kültürel yaşamı gerçekçi bir şekilde gözler önüne seren sanatsal filmler sağlayabilmektedir. Amacına uygun, nitelikli sanatsal filmler, zengin içeriğiyle, kültürel öğe ve estetik imgeleriyle bu süreçte, günümüz öğrencilerine birçok fayda ve yarar sağlamaktadır. Bunun dışında, dil ediniminde istenilen hedefe ulaşmak için doğru yöntem ve tekniklerin yanında, amacına uygun materyallerin bilinçli bir şekilde seçilmesiyle de başarının sağlanabileceği bilinmelidir. Bu bağlamda, ders içi ve ders dışında, sanatsal filmlerin dil edinimindeki kullanımı, öğrenciye hem ilgi çekici hem de eğlenceli gelmektedir. Bu durum, öğrencilerin hedef dile bakış açısını pozitif yönde değiştirmekte kalmayıp, aralarında oluşması muhtemel mesafeyi ortadan kaldırmaya yardımcı olmaktadır. Çünkü, dil öğretiminde başarıyı elde etme,öğrenciye hedef dilin benimsetilmesi ve sevdirilmesiyle doğru orantılıdır. Ayrıca, sanatsal filmlerin kelime hazinesini geliştirmede, öğrenileni anlama, algılama ve hatırlamada, daha da önemlisi kalıcılığı yakalamada etkin bir rolü vardır. Kısacası, bünyesinde birçok fayda ve yarar sağlayıcı unsur bulundurması bakımından sanatsal filmler, yabancı dil eğitimi veren kurum ve kuruluşların ve yahut bireysel olarak dil öğrenen kişilerin plan ve programlarında yer alması, dil edinimi sürecinde başarıyı tetiklemesi açısından çok önem arz etmektedir. Çünkü, sanatsal filmler, hedef dildeki ulusal bilinci, milli ruhu, duygu düşünce yapısını, kültürel öğeleri, milli değerleri, öğretilen dildeki gerçeği, kültürel ve sanatsal yaşamı ana hatlarıyla yansıtan bir aynadır.


Yorum Gönder

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget