Ders Kitabı Cevapları - Çalışma Kitabı Cevapları

5. 6. 7. 8. Sınıf, Ders Kitabı Cevapları, Çalışma Kitabı Cevapları, Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri, Sosyal Bilgiler, İngilizce, İnkılap Tarihi, Özgün, Cem Veb Ofset, Evren, Gizem, Dikey, Yakınçağ, Öğün, Doku, Ada, Lider, Tutku, Meram, Sevgi, Yıldırım, Tuna Matbaa, Yayınları, Sayfa

USÛLÎ’NİN DİLİNDE AHENGİ SAĞLAYAN UNSURLAR ÜZERİNE BİR DENEME

USÛLÎ’NİN DİLİNDE AHENGİ SAĞLAYAN UNSURLAR ÜZERİNE BİR DENEME

Usûlî XVI. yüzyıl divan şairlerin en tanınmışlarından biridir. Her divan şairinin olduğu gibi Usûlî’nin de kendine has bir dili bulunmaktadır. Usûlî dilini ahenk unsurlarıyla yoğurarak etkili bir şekilde duygularını, hayallerini, fikirlerini dile getirmiştir. Bu çalışmada Usûlî’nin dört kaside, yüz kırk yedi gazel ve diğer nazım şekillerini içeren divanı esas alınmıştır. Divandaki ahenk unsurları incelenerek Usûlî’nin kendine has dilinin oluşumundaki etkileri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Vezin, söz tekrarları, ikilemeler, cinas, iştikak, kalb, ses tekrarları, parelelizm, armoni, kafiye ve redif divan şiirinde ahengi sağlayan unsurlardır. Divan şairleri şiirdeki kendi becerilerini ortaya koymak için bu ahenk unsurlarını sıkça kullanırlar. Bu çalışmayla Usûlî’nin tek bilinen eseri olan Divânı hakkında genel bilgi verilmiştir. Bu divÀnda kaside, terci-i bend, muhammes, müseddes, murabbâ tahmîs gibi musammatlar gazeller ve kıtaların bulunduğu belirtilip divanı vezin, söz tekrarları, ikilemeler, cinas, iştikak, kalb, ses tekrarları, parelelizm, armoni, kafiye ve redif yönünden incelenmiştir. Bu inceleme hem Usûlî’nin dilindeki ahengin nasıl oluştuğunu ortaya koyma bakımından hem de bir divÀnda aheng unsurlarının nasıl işleneceği konusunda yol gösterici olması yönüyle dikkate değerdi

Usûlî’nin hayatı hakkında şuara tezkirelerinde ve kaynaklarda çok geniş bilgi bulunmamaktadır. Kınalızâde Hasan Çelebi tezkiresinde Vardar Yeniceli olduğundan bahsetmiştir. (Kınalı-zâde Hasan Çelebi, 1989: 165) Usûlî’nin yaşadığı Vardar Yenicesi’nde XVI. yüzyılda Molla Îlâhî ile başlayan çok güçlü bir tasavufî cereyan söz konusudur (İsen, 1990: 19). Usûlî Anadolu’daki bu tasavvuf ortamı içinde belli bir süre sonra tahsilini tamamlayıp tamamen tasavvufa yönelir. Kendisinin de takip etmiş olduğu Molla Îlâhî o dönem Anadolu’da tasavvuf cereyanının başlamasını sağlayan kişidir. Vahdet-i vücûd düşüncenin geniş kitlelere yayılmasını sağlamıştır. Usûlî’nin bu ortamdan etkilenerek tasavvufî düşünceleri olgunlaşmıştır. Daha sonra Mısır’a giderek Şeyh İbrahim-i Gülşenî’ye intisab ettiği belirtilmiştir. Şeyh İbrahim’in ölümü üzerine memleketi olan Vardar Yenicesi’ne geri döndüğü ve H. 945 tarihinde vefat ettiği söylenir. Usûlî’nin bilinen tek eseri Divânıdır. Fakat bu kitap içinde klasik divan tertibinin dışında kalan başka edebi türlerde bulunmaktadır. Mevcut nüshalaların bir kısmında yer alan hadis tercümeleri, bunların örneklerinden biridir. Osmanlı şairlerinin külliyat ve divanlarında bazen kırk hadis ihtiva edenlerine de tesadüf edilmektedir. Usûlî’nin Divânı dört kaside, yüz kırk yedi gazel ve diğer nazım şekillerini içermektedir. Usûlî divanında da yer alan hadis tercümeleri böyle bir geleneğin sonucudur. Fakat ondaki hadislerin sayısı kırk değil seksendir. (İsen, 1990: 19). Divânının başında 109 beyitlik bir bölüm miraç olayını anlatır. Bunun dışında Yenice’yi anlatan bir şehr-engiz bulunmaktadır. Mesnevi tarzında yazılmıştır. Bunlardan sonra divanı gelmektedir. Farsça bir şiirin dışında diğer bütün şiirleri Türkçedir. Şair divân içinde klasik bir biçimde yazılmış örnekler yanında hece vezniyle yazılmış şiirlere de yer verir. Bu divân müretteb bir divândır. Başta kasideler sonra terci-i bend, muhammes, müseddes, murabbâ tahmîs gibi musammatlar daha sonra gazeller ve kıtalar gelir (İsen, 1990: 20). Bütün bu şiir şekilleri Usûlî’yi yansıtan unsurlarla örülüdür. Usûlî’yi diğer şairlerden farklı kılan onun dilini oluşturan ahenk unsurlarının kullanılış biçimidir. Ahenk kelimesi kullanıldığı edebiyata göre anlam kazanmaktadır. Divan edebiyatında “ahenk” kelimesi, daha çok musiki terimi olarak kullanılmasının yanı sıra sözlük anlamıyla da kullanımı geçmektedir. Ahengle ilgili olarak Tahrirü’l-Mevlevî Edebiyat Lugati’nde manzum, mensur bir sözün kulağa  güzel ve pürüzsüz gelmesi, adeta hafif tertip bir musikî tesiri yapmasıdır. Şeklinde bir açıklama yapar. (Tâhirü’l-Mevlevî, 1973: 17) Estetik ölçüler içinde bir bütünü teşkil eden parçaların veya unsurların birbiriyle uyuşması ahengi oluşturur. Bu terim çeşitli ilim ve sanat dallarında kullanılır. Edebiyat terminolojisinde ahenk, üslubu oluşturan parçalardan biri olarak görülür. Şiir ve düzyazıda kelime ve cümleler arasında musikiyi andıran bir uyumdur. Talim-i Edebiyat’la beraber Türk Edebiyatı yenileşme devrine girmiştir. Bu döneminle beraber edebiyat kitaplarında armoni karşılığında, üsluba ait bir özellik olarak kullanılan aheng-i selÀset terimi yer alır. 

Recaizade Mahmut Ekrem armoni kavramıyla metin içindeki kelimelerin kulağa hoş gelecek şekilde düzenlenmesini kasteder ve aheng-i selÀseti ikiye ayırır. 

1. Urnumi ahenk: Kelime ve ibarelerin ses bakımından uyumundan doğan ahenk. 

2. Taklidi ahenk: Söz ile işaret ettiği anlam arasındaki uyumun yarattığı ahenk. 

Recaizade Ekrem, ahengi selÀset kavramıyla birlikte tanımlamaya çalışır. Bu kavramın vezin, kafiye ve redif gibi ritmi sağlayan unsurlarla ilişkisinden söz etmeden, doğrudan söz ve ses tekrarlarının yoğun bir şekilde kullanımından oluşan musikiyle alakası üzerinde durmaktadır. Şiir ve musiki arasındaki ilişki birçok zaman edebiyat incelemelerinde gündeme gelmiştir. Sesin fonksiyonun şiir üzerindeki etkisine ilişkin farklı düşünceler belirmiştir (Macit, 2005: 8) Divan edebiyatında şiir, musiki iç içe geçmiştir. Öyle ki divan şiirinde bazı türler bestelenmek üzere yazılmışlardır. Murabbalar, gazellerin bir kısmı bu gruba girmektedir. Şiirde doğal söyleyiş de ahengi oluşturan bir etkendir. Ayrıca atasözü ve deyimlerin de divan şiirinde yaygın olarak kullanıldığı hatta bunlara irsal-i mesel denildiği bilinmektedir. Bunların dışında kalan söz tekrarları, ikilemeler, cinas, iştikak, kalb, ses tekrarları, parelelizm, armoni, kafiye ve redif ahengi oluşturan etkenlerdir. Bir metnin dil yapısı ve fonksiyonu üslup incelemelerinin alanına girer. Divan şairleri şiirlerinde duygu ve düşüncelerini en etkili bir biçimde ifade ederek musikîyi ve ahengi sağlamaya çalışmışlardır. Bu çalışmayla Usûlî’nin Divânı’na bakılarak onun şiir sanatındaki başarısı ortaya koymaya çalışılacaktır.

Bu çalışmayla XVI. Yüzyıl şairi olan Usûlî’nin şiir dilinde ahengi sağlayan unsurlar belirlenip gerekli izahlar yapılmıştır. Usûlî’nin bilinen tek eseri hakkında genel bilgi verilip Divanı vezin, söz tekrarları, ikilemeler, cinas, iştikak, kalb, ses tekrarları, parelelizm, armoni, kafiye ve redif yönünden incelenmiştir. Usûlî aruzun çok kıymet gördüğü bir zamanda hece veznini de kullanmıştır. Eseri incelendiğinde özellikle Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün kalıbını kullandığı görülmektedir. Söz tekrarlarını sıkça kullandığı görülmektedir. Böylece şiirde akıcılık ve musiki oluşturmuştur. Ahenk unsurlarından biri olan ikilemeleri onun şiirinde sıkça görmekteyiz. Genellikle Arapça ve Farsçadan oluşan ikilemeler söz konusudur. Türkçe ikilemeler sık kullanılmamıştır. Söz sanatlarından özellikle cinas, iştikak ve kalbi çokça kullandığı görülmektedir. Ses tekrarlarını sıkça kullandığı bu şekilde bir ahenk oluşturduğu görülmektedir. Şiirlerinde aynı beyitte bile sıkıcılığa yer vermeden ciddi bir ses tekrarı yapılarak aheng ve armoni oluşturulduğu görülmektedir. Parelezmin her çeşidini, armoniyi ustaca kullandığı görülmektedir. Yine aheng unsurlarının en önemlilerinden olan kafiye ve redifi sıkça kullandığı görülmektedir. Kullandığı redifler eklerden ve Türkçe kelimelerden oluşmaktadır

Yorum Gönder

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget