Ders Kitabı Cevapları - Çalışma Kitabı Cevapları

5. 6. 7. 8. Sınıf, Ders Kitabı Cevapları, Çalışma Kitabı Cevapları, Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri, Sosyal Bilgiler, İngilizce, İnkılap Tarihi, Özgün, Cem Veb Ofset, Evren, Gizem, Dikey, Yakınçağ, Öğün, Doku, Ada, Lider, Tutku, Meram, Sevgi, Yıldırım, Tuna Matbaa, Yayınları, Sayfa

ÖĞRETMENLERİNİN SOSYAL-BİLİŞSEL KARİYER KURAMINA GÖRE ÖĞRETİM TEKNOLOJİLERİNE YÖNELİK TUTUMLARI

ÖĞRETMENLERİNİN SOSYAL-BİLİŞSEL KARİYER KURAMINA GÖRE ÖĞRETİM TEKNOLOJİLERİNE YÖNELİK TUTUMLARI

Günümüzde teknolojide yaşanan hızlı gelişmeler eğitimin her alanında olduğu gibi müzik eğitiminde de birçok kolaylığı beraberinde getirmektedir. Müzik öğretmenlerinin derslerinde öğretim teknolojilerinden yararlanma düzeyleri üzerine yapılan araştırmaların sınırlı olmasına rağmen, yapılan araştırmalarda müzik öğretmenlerinin öğretim teknolojilerini derslerinde kullanmasının dersi ilgi çekici hale getirdiği, öğrenme-öğretme ortamını güçlü kıldığı vurgulanmıştır. Bu sebeple müzik öğretmenlerinin öğretim teknolojilerine karşı tutumları önemlidir. Bu çalışmada, müzik öğretmenlerinin öğretim teknolojilerine yönelik tutumları Sosyal-Bilişsel Kariyer Kuramı (Hackett, Lent ve Brown, 1994,2002)’nın 4 temel öğesine (öz- yeterlik -self-efficacy, sonuç beklentisi –outcome expectations, ilgi, –interest ve niyet -intentions) dayalı olarak değerlendirilmiştir. Araştırmada kullanılan 5’li likert tipi ölçek Şahin (2008) tarafından modifiye edilerek Türkçe’ ye çevrilmiştir. Araştırma sonucunda hizmet yılına, mezun olunan okul türüne ve mezuniyet derecesine göre, müzik öğretmenlerinin eğitim teknolojilerine karşı öz-yeterlikleri, sonuç beklentileri, ilgileri ve niyetleri arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Araştırmanın sonuçları konu ile ilgili literatürle tartışılarak, öneriler geliştirilmiştir. 

Teknoloji çağımızın vazgeçilmez bir parçası olarak hayatın her alanında olduğu gibi eğitim alanında da önemli bir yer tutmaktadır. Teknolojinin eğitime yansıtılması ile “eğitim teknolojisi” kavramı ortaya çıkmıştır. Bu kavram eğitim literatürüne ilk defa 1960’lı yılların başlarında Amerika Birleşik Devletleri’nde girmiş, daha sonra kısa zamanda Batı dünyasına ve buradan da diğer ülkelere yayılmıştır. Eğitim teknolojisi kavramı kısaca “insan gücü ve insan gücü dışı kaynakları davranış bilimlerinin verilerine dayalı olarak, uygun yöntem ve tekniklerle, akıllıca ve ustaca kullanarak, öğrencileri eğitimin özel amaçlarına ulaştırma sürecidir” şeklinde tanımlanabilmektedir (Okan, 1983: 88). Eğitimin en önemli amacı bireyi etkili bir şekilde yetiştirmek, zihinsel gelişmelerini sağlamaktır. Bu yetiştirme geliştirme süreçleri, öğrenme ve öğretme ortamlarında olduğuna göre bu ortamlarda eğitim teknolojileri kullanılırsa öğrenmelerin daha kalıcı ve etkili olacağı açıktır. Eğitim teknolojisi, öğrenme öğretme ortamlarını etkili bir şekilde tasarlayan, öğrenme ve öğretmede meydana gelen sorunları çözen, ürünün kalitesini ve kalıcılığını artıran bir akademik sistemler bütünüdür (İşman, 2003). Eğitim teknolojilerinin derslerde kullanımı, algılama ve öğrenmeyi kolaylaştırır. İlgi uyandırır, sınıfa canlılık getirir. Öğrenmede, zamanı kısaltır, bilgiyi pekiştirir ve kalıcılığa yardım eder. Öğrencilerin konuya katılımlarını sağlar, okuma ve araştırma arzusu uyandırır. Yanına gidilmesi veya sınıfa getirilmesi mümkün olmayan olay, olgu ve varlıkları, gerçek yüzleriyle sınıfa taşır” (Doğdu ve Arslan, 1993: 40). Öğretim teknolojisi kavramı, eğitim teknolojisi kavramının içinde ele alınmaktadır. Ancak öğretim ortamlarında öğretici ve öğrenen arasındaki iletişimde ortam rolünü oynayan teknoloji, öğretim alanında ağırlıklı olarak kullanılmaktadır. Öğretimin, eğitimin bir alt kavramı olduğu düşüncesinden yola çıkılarak“öğretim teknolojisi” de eğitim teknolojisinin bir parçası olarak ele alınabilir. Bu doğrultuda yapılan bir tanıma göre öğretim teknolojisi; “özel amaçların gerçekleştirilmesinde etkili öğrenme sağlamak için iletişim ve öğrenmeyle ilgili araştırmalardan hareketle, insan gücü ve insan gücü dışı kaynaklar kullanılarak, öğretme-öğrenme sürecinin tasarımlanması, uygulanması ve değerlendirilmesinde sistematik bir yaklaşımdır” (Uşun, 2000, akt: Tankut: 2008: 13). Öğretimde kullanılan materyallerin, araç ve gereçlerin öğrenme sürecine olumlu etkileri bulunmaktadır. Öğretme öğrenme sürecinde araç gereçler, öğretimi desteklemek amacıyla kullanılarak öğretimi zenginleştirirler. ABD’deki Texas Üniversitesi’nde Philips tarafından yapılan araştırma sonuçlarına göre insanlar; okuduklarının %10’nunu, görüp işittiklerinin %50’sini,işittiklerinin %20’sini,söylediklerinin %70’ini, gördüklerinin%30’unu, yapıp söylediklerinin %90’ınıhatırlamaktadırlar. Zaman faktörü sabit tutularak elde edilen bu oranlar, sınıf içinde çok ortamlı öğretme durumunun düzenlenmesi gerektiğini göstermektedir. Çoklu ortamlı öğretme durumunun gerçekleşmesi ise öğretim teknolojileri ile destekli eğitim ile mümkün olabilmektedir (Kaçar ve Doğan, 2007:3). Öğretimde teknoloji kullanımının faydaları şöyledir; —Öğrenciler, gelişen teknolojilere kıyasla okulu daha az ilgi çekici bulmaktadırlar. Bu bakımdan yeni teknolojilerin okul ile bütünleşmelerini sağlamak sınıf ortamında da bulunması sonucunda öğrenci ilgisi artacaktır. —Çağdaş eğitim araçlarının kullanımı öğretmene etkin bir öğretme, öğrenciye de etkin bir öğrenme süreci sağlayacaktır. —Görsel işitsel yöntemlerle öğrenme-öğretme süreci, öğrencileri ezberci anlayıştan kurtararak başarıyı artırır (Akt: Arat, 2011:68). Öğretim sürecinde yer alan eğitim teknolojileri ne kadar gelişmiş ise öğrenmenin etkinlği de o oranda artacaktır. Etkileşimli çoklu ortamlar, öğrencilere veri, bilgi ve düşünceleri birbiriyle ilişkilendirme olanağı tanıyarak öğrenme için çok önemli olan bir işlevi yerine getirmektedir. Metin, grafik, ses, animasyon, simülasyon ve videoyu kaynaştırarak değişik öğrenme stillerine sahip öğrencilere hitap etmekte; öğrencinin bilgiyi aradıkları, ona ekleme yapabildikleri hatta bilgiyi yeniden yapılandırabildikleri gerçek anlamda etkileşimli öğrenme ortamı sunmakta ve onlara öğrenme sürecine aktif katılım şansı vermektedir (Ambron, 1990,akt: Çardak vd., 2008:884). Geçmişteki eğitim sisteminde bilgiye ulaşmada öğretmen kullandığı araç ve tekniklerle (tebeşir, kitap, ders notu, tahta vb.) en önemli bilgi kaynağı olarak görülürken, günümüzde modern teknolojinin sunduğu hizmetler sayesinde (bilgisayar, internet, video, projeksiyon, tepegöz, e posta, etkileşimli forumlar vb.) öğretmen bilgiye ulaşım kaynağı olmaktan çıkıp, bilgiye ulaşımı yönlendiren bir rol üstlendiği görülmektedir (Çakırer, 2002). Eğitim teknolojileri klasik öğretmen algısını değiştirmiştir. Öğretmenin eğitim alanındaki teknolojileri takip etmesi, öğrenmesi ve ders ortamında uygulaması gerekmektedir. Artık bilgi kaynağı tek değildir, bilgiye ulaşmanın birçok yolu vardır. Bu yüzden öğretmen ezberlettiren değil, yönlendiren olmak zorundadır

Araştırmanın bulgularından elde edilen sonuçlara göre, müzik öğretmenlerinin hizmet süreleri, öğrenim durumları ve mezun oldukları okul türleri öğretim teknolojilerine yönelik öz-yeterliklerini, sonuç beklentilerini, ilgi ve niyetlerini etkilemektedir. Araştırmaya katılan müzik öğretmenlerinin hizmet yılı 1-10 yıl olanların 11 yıl ve üzeri olanlara göre öz-yeterliklerinin, sonuç beklentilerinin, ilgi ve niyetlerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Erkan(2004)’ın öğretmenlerin bilgisayara yönelik tutumları üzerine yaptığı araştırmada, genç öğretmenlerin yaşlı öğretmenlere göre teknoloji ile daha kolay baş edebildikleri ve kendilerine avantaj sağlayan bu araca karşı olumlu tutum geliştirdiklerini belirtmiştir. Delvecchio (1995), genç insanların bilgisayarla kendilerinden önceki jenerasyondan daha fazla etkileşimde bulunma fırsatına sahip olduklarını ve gençlerin yaşlı kullanıcılardan daha az bilgisayar kaygısına sahip olduğunu gözlemiştir (Akt. Erkan, 2004)Bununla birlikte, Karamustafaoğlu (2006)’nun fen ve teknoloji öğretmenlerinin öğretim materyallerini kullanma düzeyleri isimli çalışmasında hizmet yılı değişkenine göre anlamlı bir sonuç çıkmamıştır Araştırmanın bir diğer sonucu da müzik öğretmenlerinin sahip oldukları öğrenim derecelerinin ve mezun oldukları okul türünün öğretim teknolojilerine karşı öz-yeterliklerini, sonuç beklentilerini, ilgi ve niyetlerini etkilediğidir. Araştırmanın sonuçlarına göre yüksek lisans ve doktora derecesine sahip olanların ölçeğin 4 boyutunda da lisans derecesine sahip öğretmenlere göre öğretim teknolojilerine yönelik tutumlarının daha olumlu olduğu görülmüştür. Müzik öğretmenlerinin mezun olduğu okul türüne göre, eğitim fakültesinden mezun olan öğretmenlerin eğitim enstitüsü, konservatuar ve güzel sanatlar fakültesi mezunu öğretmenlere göre öz-yeterliklerinin, sonuç beklentilerinin, ilgi ve niyetlerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Türkiye’de üniversite eğitim sistemini düzenleyen YÖK’ün, 1997 yılında Eğitim Fakülteleri’nin programlarına 3. yarı yılda “Bilgisayar”, 2000 yılında 5. yarı yılda “Öğretim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme” derslerini koyması, öğretmen yetiştirmede eğitim teknolojisinin önemine yönelik farkındalığın ve bu alanda akademik çalışmaların artmasını sağlamıştır. Bu bağlamda, 2001 yılından itibaren eğitim fakültelerinden mezun olan müzik öğretmenlerinin bilgisayara ve öğretim teknolojilerine karşı tutumlarının daha olumlu olması doğal bir sonuçtur. Ayrıca konservatuar ve güzel sanatlar fakültelerinin asıl amaçlarının müzik öğretmeni yetiştirmek olmaması, dolaysıyla da programlarının müzik öğretmeni yetiştirmeye göre yapılanmaması bu okullardan mezun olanların eğitim fakültelerinden mezun olan müzik öğretmenlerine göre hem akademik olarak hem de formasyon olarak yetersiz olduğu söylenebilir. Karamustafaoğlu (2006)’nun yukarıda adı geçen çalışmasında da, eğitim fakültesi mezunu öğretmenlerle, fenedebiyat fakültesi ve eğitim yüksekokulu mezunu öğretmenler arasında materyal kullanım düzeyleri bakımından eğitim fakültesi mezunu öğretmenlerin lehine, anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak; araştırmada da vurgulandığı gibi öğretim teknolojilerini kullanmada yetkin olmak kariyer geliştirmek için önemli bir avantaj sağlamaktadır. Bu yüzden müzik öğretmenlerinin müzik eğitimine yönelik olarak derslerinde öğretim teknolojilerini kullanması akademik başarılarını artıracaktır. Araştırmanın sonuçlarına göre eğitim fakültesi dışında başka okullardan mezun olan müzik öğretmenleri ile hizmet süresi 11 yıl ve üzerinde olan müzik öğretmenlerinin genel müzik eğitimine yönelik öğretim teknolojilerini tanımaları ve kullanmaları için uzmanlar tarafından hizmet içi eğitime alınmaları sağlanmalıdır. Dünyada müzik derslerinde kullanılan öğretim teknolojileri takip edilip Türkiye’de de kullanılması için maddi destek sağlanmalı ve bu materyallerin nasıl kullanılacağına yönelik eğitimler düzenlenmelidir


Yorum Gönder

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget