Ders Kitabı Cevapları - Çalışma Kitabı Cevapları

5. 6. 7. 8. Sınıf, Ders Kitabı Cevapları, Çalışma Kitabı Cevapları, Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri, Sosyal Bilgiler, İngilizce, İnkılap Tarihi, Özgün, Cem Veb Ofset, Evren, Gizem, Dikey, Yakınçağ, Öğün, Doku, Ada, Lider, Tutku, Meram, Sevgi, Yıldırım, Tuna Matbaa, Yayınları, Sayfa

MODA VE TEKSTİL TASARIMI ÖĞRETİM PROGRAMINDA GÖRSEL SANATLAR EĞİTİMİ

MODA VE TEKSTİL TASARIMI ÖĞRETİM PROGRAMINDA GÖRSEL SANATLAR EĞİTİMİ

Sanayileşerek gelişen tekstil ve moda sektöründe global pazarda markalaşmanın öneminin artmasıyla doğan yaratıcı iş gücü ihtiyacı, moda ve tekstil tasarımı eğitiminin önemini de artırmıştır. Tekstil ve moda alanında yaratıcı tasarım gücü, estetik beğeni ve ifade biçimi, ancak görsel sanatlar eğitiminin moda ve tekstil tasarımı eğitimine yeterli düzeyde katılmasıyla sağlanabilir. Fark edilen bu problemin çözümü amacıyla yapılan bu araştırmada Türkiye’de yükseköğretim lisans düzeyinde verilen moda ve tekstil tasarımı eğitiminde, görsel sanatlar eğitiminin yeri ve önemi tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırma survey modelli olup, literatür taraması yapılarak konu ile ilgili kaynaklara ulaşılmıştır. Çalışmanın örneklemini oluşturan Türkiye’de 2011-2012 eğitim yılında moda ve tekstil tasarımı eğitimi veren lisans programlarının ders planlarına ulaşılmış, verilen zorunlu görsel sanatlar eğitimi dersleri tespit edilerek incelenmiş, verilen görsel sanatlar eğitimi derslerinin yeterli olup olmadığı belirlenmeye çalışılmıştır.

Maliyetlerin yükselip, üretim zamanın kısaldığı, teknolojinin hızla eskiyip, entegrasyona acil ihtiyacın olduğu bu dönemde Türk tekstil ve moda sanayinin kendi özgün modellerini ve tasarımlarını taşıyan marka ürünlerini yeni pazarlara sokması için yeni tarzlara ihtiyacı bulunmaktadır. Bu amaç içinse başarılı ve etkin bir moda ve tekstil tasarımı eğitimine ihtiyaç duyulmaktadır (İşbilen, 2002: 146). Ayrıca işsizliğin bir sorun olduğu ülkemizde istihdam sağlamak açısından da, bir çözüm oluşturabilecek tekstil ve moda sektörü tekstil ve moda eğitiminin önemini arttırmaktadır (Koç vd., 2007: 232). Ancak istenilen tasarım ve marka düzeyine hala gelinememesi moda ve tekstil tasarımı eğitimine gereken önemin verilemeyip yeterince yaygınlaştırılamadığını göstermektedir. Bundan on-on beş yıl önce tam anlamıyla moda ve tekstil tasarımı eğitimi veren üniversiteler oldukça az bulunmaktaydı. 

Buralardan mezun olan tasarımcılar bir tekstil ülkesi olan Türkiye’nin tasarım ihtiyacına yetemeyecek kadar az sayıdaydı. Bu yüzden tekstil ve moda sektöründe yeterli tasarım eğitimi alamamış kimseler tasarımcı olarak çalışmaktaydılar, yenilikçi ve özgün tasarım ruhu ve sanatsal estetik görüş geliştiremedikleri için sanayide yapılan üretim taklit ve fasondan pek öteye gidemedi. Bu yüzden daha çok markaların fason üretimini yapan Türk işletmeleri neredeyse sadece işçilik ve maliyetini kurtarmak için az bir karla çalışırken, marka sahipleri olan yabancı girişimciler karın çoğunu kazanmaktadır. Türkiye’nin de dünya pazarındaki markalaşmış yerini alması için öncelikle tasarım ve tasarımcı sorununu çözmesi gerekmektedir. Bu ihtiyacı en etkili şekilde giderecek kurumlar elbette ki bu alanda eğitim verecek olan üniversitelerdir. Yıllardır çoğunlukla sadece üretim odaklı verilen moda eğitimi bugün geçerliliğini yitirmiştir. Sadece üretmek, işçilikten başka bir şey değildir. Üretmeden önce araştırmak, sorgulamak, düşünmek ve tasarlamak gerekmektedir. Etkili bir tasarım eğitimi öncelikle öğrencilere kazandırılacak yaratıcı, estetik, özgür ve yenilikçi bir eğitim anlayışını gerektirmektedir. Gökay, görsel kültür içinde yer alan moda da aynı işlevi görmesine rağmen bireyin estetik beğenisine hitap eden ürünün seçildiğini, bir moda tasarımcısı için yaratıcı düşünce gücünün yeterince gelişmiş olması gerektiğini, tasarımcıların kendi profesyonel alanlarındaki özel bilgilerinin yanında toplumun sanat anlayışı, görsel ve geleneksel kültür ürünleri üzerinde de eğitilmiş olmaları gerektiğini söylemektedir (Gökay, 2004: 39, 40)

Sanayileşmenin hızla ilerlediği ülkemizde tekstil ve moda sektörü en önde gelen alanlardandır. Son 30 yılda ülke için önemli bir gelir ve istihdam kaynağı olan sektör üretim gücünü arttırarak global pazardaki yerini almıştır. Gelişmekte olan ülkeler arasında sayılan Türkiye için bilgi ve teknoloji çağına geçmeden önce yetiştirdiği kalifiye eleman ve biriktirdiği sermaye ile ülke ekonomisinde çok önemli bir yere sahiptir. Ancak bugün tekstil ve moda sektörü duraklama hatta gerileme dönemine girmiştir. Ülkemizin artan refah seviyesiyle gelişmekte olan ülkeler arasından sıyrılıp gelişmiş ülkeler kategorisine girmesinin zamanı gelmiştir. Kotaların kalktığı sınır aşırı ve deniz aşırı ülkelerle ticaretim yapıldığı günümüzde, daha ucuz işçilik ve daha ucuz maliyet gerektiren tekstil sektöründe rekabet edebilmenin şartları da değişmiştir. Ülkemizde izlenen para politikaları da bu sektöre ekstra zorluklar getirmiştir. Yıllardan beri kendisini tekstil sektöründe kanıtlamış, gelişmiş ülkelerin fason üreticiliğini yapan Türkiye artık kendi markalarını yaratarak, perakendeciliği geliştirip, işçiliğin ve maliyetlerin düşük olduğu ülkelerde üretim yaptırmak zorundadır. 

Gürsoy “Özgün bir tasarım olmadan bir markanın yürümesi ya da bir ürünün benimsenmesi mümkün değildir” demektedir (Gürsoy, 2010: 405). Markalaşma sürecinde dikkat çekilen nokta “özgün bir tasarım” yapabilmektir. Peki, bu özgün tasarımlar nasıl yapılabilir? Bir kere özgün olabilmek için özgür düşünmek gerekmektedir. Tasarım olabilmesi içinse estetik şekilde düzenlenmelidir. Biz bu özgür düşünce yapısını ve estetik biçim verebilme yetisini nasıl kazanırız? Elbette ki bunun açık ve net bir cevabı vardır. Görsel sanat eğitimi temelli endüstriye yönelik tasarım eğitimi ile. Günümüz tekstil ve moda sektörünün en önemli sorununa çözüm getirebilmek ve bu sektörü ayakta tutabilmek için markalaşma sürecine yönelik ve bu süreçteki en önemli adımlardan birisi olan tasarım sorunu çözülmek zorundadır. Nitelikli bir tasarımcının yetişebilmesi için tasarımcının eğitimine odaklanmak gerekmektedir. Bu amaçla yapılan araştırmada tekstil ve moda tasarımcısı yetiştiren lisans düzeyinde eğitim veren bölümlerin dersleri incelenerek, özgün ve estetik tasarımlar yapılabilmesi için gerekli olan görsel sanatlar eğitimi derslerine ne kadar yer verildiği araştırılmıştır. Elde edilen bulgular değerlendirildiğinde; Türkiye’de lisans düzeyinde 2011/2012 öğretim yılında 24 üniversitenin 26 ayrı bölümünde moda ve tekstil tasarımı eğitimi verildiği tespit edilmiştir. Bu sayı hemen hemen yeterli görülmektedir. Ancak yeni bölümler açılamaz anlamına gelmemektedir. Moda ve tekstil tasarımı eğitimi verilen bu bölümlere öğrenciler çoğunlukla özel yetenek sınavı ile kabul edilmektedir. Tasarım ağırlıklı eğitimde bu olması gereken ve beklenen bir sonuçtur. Bu bölümlerin çoğunun moda ve tekstilin merkezi olan İstanbul’da yer aldığı belirlenmiştir. Moda ve tekstil tasarımı eğitimi genellikle güzel sanatlar fakültesi bünyesinde moda ve tekstil tasarım eğitimi bir arada olmak üzere verilmektedir. Sadece moda tasarımı veya sadece tekstil tasarımı eğitimi veren bölümler daha azınlıktadır. Bu bölümlerden İTÜ’nün SUNY ile işbirliği çerçevesinde İstanbul’da başlayan eğitimin New York’ta tamamlanması farklılığı ile dikkat çekmektedir. Moda ve tekstil tasarımı eğitimi bölümlerinin çoğunda öğrenci son yıl kendi isteğine göre baskı, dokuma veya örme gibi tekstil alanlarından birisinde veya kadın, erkek, iç giyim gibi giyim alanlarından birisinde uzmanlaşmaktadır. Bölümlerin tamamında sektör eğitimine yönelik staj çalışması zorunluluğu bulunmaktadır. 

Bu bölümlerde zorunlu olarak okutulan teorik bilgiye dayalı görsel sanatlar eğitimi derslerine bakıldığında Sanat Tarihi, Çağdaş Sanat Tarihi, Estetik ve Sanat Felsefesi ile Uygarlık Tarihi derslerinin daha çok eğitim programlarına girebildiği, diğer derslerinse çok azının zorunlu olarak programlarda yer alıp çoğunun seçmeli ders olarak verildiği, birçoğunun ise hiç yer almadığı ortaya çıkmıştır. Halbuki yapılacak tasarımlara önemli teorik dayanak oluşturan bu dersler tasarımcı adayının entelektüel yönünü geliştirerek yaptığı çalışmalara temel zemin oluşturmaktadır. Erbay “Bireyin bir değer yaratabilmesi için daha önce yapılan değerlerden haberdar olması gereklidir” şeklinde teorik çerçeveyi oluşturacak bu derslerin önemine kısaca değinmiştir (Erbay, 1997: 30). Çalışmada ele alınan teorik bilgiye dayalı görsel sanat eğitimi derslerinden içerisinde Batı ve Türk Sanatı bulunmak üzere ayrıntılı Sanat Tarihi, 20. yy. sanat hareketlerini içermek üzere Çağdaş Sanat Tarihi, Estetik ve Sanat Felsefesi derslerinin mutlaka moda ve tekstil tasarımı eğitimi programlarının tamamına girmesi gerekmektedir. Yine bu bölümlerde zorunlu olarak okutulan uygulamaya dayalı görsel sanat eğitimi derslerine bakıldığında Temel Sanat Eğitimi, Desen Çizimi, Moda Resmi derslerinin öne çıktığı görülmektedir. 

Diğer derslerin pek azı müfredatlara girebilirken çoğu seçmeli olarak alınmış veya hiç alınmamıştır. Bauhaus okulunun kurulmasından sonra bu eğitim akımının etkisiyle Türkiye’de de açılmış olan endüstriye yönelik sanat ve tasarım eğitimi okulları sonradan değişikliğe uğrayıp genellikle tamamen sanata yönelik eğitim vermeye devam etmişlerse de bünyelerinde ki tekstil tasarımı bölümlerini korumuşlardır. Ancak son yıllarda hızla açılan birçoğu vakıf üniversitesine bağlı bölümlerle, devlet üniversitesine bağlı bölümler genellikle görsel sanat eğitimi yeterli düzeyde vermeden endüstriye yönelik tasarım eğitimine geçmiş bazıları ise sadece üretim sürecine odaklı olarak kalmıştır. 

Oysaki tekstil ve moda tasarımı için de geçerli olan temel tasarım elemanlarını tanımadan, prensiplerini bilmeden bunlarla yaşantılar kazanıp yaratıcı ve estetik beğeni kazanılmadan tasarım olmaz. Desen Çizimi olmadan vücut anatomisi tanınmadan vücudun hareket kabiliyeti bilinmeden stilize moda çizimleri çizilemez. Tasarımın omurgası olan Temel Sanat Eğitimi verilmeden tekstil deseni tasarlanamaz. Renk bilgisi olmadan hiçbir şekilde giyim ve tekstil tasarımı yapılamaz. Teknik Resim/Perspektif ve Serbest Resimleme uygulamaları olmadan resimsel alt yapı kazanılamaz. Teknik Çizim bilinmeden endüstriye yönelik üretim için oluşturulan tasarımlar üreticiye anlatılamaz. Moda Resmi olmadan moda tasarım eğitimi olmaz. Araştırmada ele alınan uygulamaya dayalı görsel sanat eğitimi derslerinden ağırlıklı olarak Temel Sanat Eğitimi, Desen Çizimi, Teknik Çizim ve Moda Resmi dersleri tüm moda ve tekstil tasarımı eğitim programlarına yerleştirilmelidir. Kısaca görsel sanatlar eğitimi dersleri olmadan yenilikçi, sorgulayıcı, estetik, yaratıcı, sezgisel düşünce gücü ve tasarım olmaz. Elde edilen bu sonuçlar ışığında; Moda ve tekstil tasarımı eğitimi programları görsel sanatlar eğitimi temelinde endüstriye dönük olarak tekrar geliştirilip yapılandırılmalıdır. Teorik ve uygulamaya dayalı estetik bilgi ve beceri eğitimi veren görsel sanatlar eğitimi dersleri mevcut eğitim programlarında daha çok yer almalıdır. Program geliştirme sürecinde yurt dışında moda ve tekstil tasarımı eğitimi veren kurumların yapısı ve eğitim sistemleri incelenerek katkı sağlanabilir. Dünyaca ünlü modacıların eğitimleri ve ünlü moda evlerinin çalışma sistemleri incelenerek programa katkı sağlanabilir. Moda ve tekstil tasarımı endüstrisi ile iş birliği yapılarak eğitim ihtiyacı belirlenebilir.
 

Yorum Gönder

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget