Ders Kitabı Cevapları - Çalışma Kitabı Cevapları

5. 6. 7. 8. Sınıf, Ders Kitabı Cevapları, Çalışma Kitabı Cevapları, Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri, Sosyal Bilgiler, İngilizce, İnkılap Tarihi, Özgün, Cem Veb Ofset, Evren, Gizem, Dikey, Yakınçağ, Öğün, Doku, Ada, Lider, Tutku, Meram, Sevgi, Yıldırım, Tuna Matbaa, Yayınları, Sayfa

SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETMEN ADAYLARININ BİLİMİN DOĞASINA VE ÖĞRENME-ÖĞRETME SÜRECİNE YANSITILMASINA İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ

SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETMEN ADAYLARININ BİLİMİN DOĞASINA VE ÖĞRENME-ÖĞRETME SÜRECİNE YANSITILMASINA İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ
Bu çalışmanın amacı; sosyal bilgiler öğretmen adaylarının bilimin doğasına yönelik görüşlerini belirlemek, bilimin doğası ile ilgili konuların sınıf içi uygulamalardaki gerekliliğine ve bu konulara lisans derslerinde yer verilmesine ilişkin düşüncelerini açığa çıkarmaktır. Nitel bir durum çalışması olan araştırmada “iç içe geçmiş tek durum deseni” kullanılmıştır. Araştırma Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilgiler Eğitimi Anabilim Dalı’nda öğrenim gören ve araştırmaya gönüllü katılan üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencilerinden toplam on bir öğrenciyle yürütülmüştür. Katılımcıların; bilimin ve bilimsel bilginin özelliklerini açıklayabildikleri, bilimin doğasına yönelik bir bakış açısına sahip oldukları, toplumun bilim üzerindeki etkilerini örneklendirebildikleri görülmektedir. Ancak bilimin doğasına ilişkin kavramları tanımlamada güçlük yaşadıkları görülmektedir.

Sosyal bilgiler toplumun ve bireyin gereksinimlerine yanıt verecek insan gücünün yetiştirilmesine olanak veren ve öğrenenlerin toplumsal konularda bilgi, beceri ve tutum kazanmalarını sağlayan bir alandır. Sosyal bilgiler “toplumsal gerçekle kanıtlamaya dayalı bağ kurma süreci ve bunun sonunda elde edilen dirik bilgiler”dir (Sönmez, 2005: 17). Milli Eğitim Bakanlığı (2005) tarafından geliştirilen ilköğretim programlarında sosyal bilgiler aşağıdaki gibi tanımlanmıştır: “bireyin toplumsal varoluşunu gerçekleştirebilmesine yardımcı olması amacıyla; tarih, coğrafya, ekonomi, sosyoloji, antropoloji, psikoloji, felsefe, siyaset bilimi ve hukuk gibi sosyal bilimlerin ve vatandaşlık bilgisi konularını yansıtan öğrenme alanlarının bir ünite ya da tema altında birleştirilmesini içeren, insanın sosyal ve fiziki çevresiyle etkileşiminin geçmiş, bugün ve gelecek bağlamında incelendiği, toplu öğretim anlayışından hareketle oluşturulmuş bir ilköğretim dersi (s: 8)”

Sosyal bilgiler içeriğini sosyal bilimlerden almaktadır. “Sosyal bilimlere ait olgular, bilgiler, kavramlar, genellemeler büyük ölçüde sosyal bilgilerin içeriğini meydana getirmektedir” (Öztürk, 2009: 17). Sosyal bilimler olayların nedenleri ile ilgilenir ve anlamlandırmanın önemini vurgular. Öntaş (2010) siyasi yapının, eğitim kurumuyla birlikte sosyal bilimler üzerinden toplumsal dönüşümü hedeflediğini ve bu amaçla sosyal bilimler eğitimi verildiğini ileri sürmüştür. Eğitim kurumlarında verilen sosyal bilgiler dersi ile bireylere kazandırılması amaçlanan değerleri NCSS (Amerika Birleşik Devletleri Sosyal Bilgiler Ulusal Konseyi) özgürlük, adalet, eşitlik, insan onuru, çeşitlilik, doğruluk, sadakat, gizlilik, sorumluluk, uluslararası insan hakları, hukukun üstünlüğü ve otorite olarak belirlemiştir. Milli Eğitim Bakanlığı (2005) sosyal bilgiler programında verilen değerleri; aile birliğine önem verme, adil olma, bağımsızlık, barış, özgürlük, bilimsellik, çalışkanlık, dayanışma, duyarlılık, dürüstlük, estetik, hoşgörü, misafirperverlik, sağlıklı olmaya önem verme, saygı, sevgi, sorumluluk, temizlik, vatanseverlik ve yardımseverlik olarak belirlemiştir. Ercan (2001) ise sosyal bilgiler dersinin kazandırmayı amaçladığı değerleri evrensel ve ulusal değerler olarak iki bölümde ele almıştır. Bu değerlerin “demokrasi, insan hakları ve özgürlükleri, uygarlık, barış, bilim ve bilimsel düşünce, eşitlik, çevre duyarlılığı, sanat, sevgi gibi evrensel değerlerin yanında millet, devlet, vatan, ordu, cumhuriyet, ulusal simgeler, kahramanlık, dil, gelenek ve görenekler gibi ulusal değerleri de içerdiğini ileri sürmüştür (s. 15). 

Ercan’ın sınıflamasında evrensel değerler içinde yer alan bilim ve bilimsel düşünce, eğitimin evrensel boyutlarda ele alındığı ve ülkelerin bütünleşme çabaları içerisinde olduğu bilgi çağında bireylerin sahip olması gereken önemli değerler olarak görülmektedir. Sosyal bilgiler öğretiminde amaçlara ulaşmak ve belirlenen değerleri bireylere kazandırmak için yaygın olarak kullanılan üç yaklaşım bulunmaktadır. Bunlar: Vatandaşlık aktarımı olarak sosyal bilgiler öğretimi, sosyal bilim olarak sosyal bilgiler öğretimi ve yansıtıcı inceleme olarak sosyal bilgiler öğretimidir (Barrr, Bart ve Shermis, 1978; Naylor ve Diem, 1987; Chapin ve Messick, 1999; akt: Doğanay, 2009). Birinci yaklaşımdaki bir sosyal bilgiler programının içeriğinde öğrencinin; geçmişi öğrenme, geçmiş ve gelecekle gurur duyma, sorumluluk alma, uygun davranışlar sergileme ve otoriteye bağlılık kazanımlarına ulaşması hedeflenir ( Safran, 2008). İkinci yaklaşım; “sosyal bilimlere ait bilgi, beceri ve değerlerin kazandırılmasının etkili vatandaşlık için en iyi hazırlık olduğu varsayımına dayanır” (Öztürk, 2009: 5). Üçüncü yaklaşımda amaç öğrencilerin bireysel ve toplumsal problemleri tanımlama, analiz etme ve karar verme becerilerini geliştirmektir (Safran, 2008). Bu amaca ulaşmak için öğrencilerden sahip olması beklenen beceriler; okuma-yazma becerisi, farklı kaynaklardan bilgiyi kullanma becerisi, problemleri belirleme ve çözme becerisi, bilgiyi yorumlama becerisi ve değerlerle ilgili durumları belirleyebilme ve çözüme ulaştırabilme becerisidir (Safran, 2008). İlköğretim sosyal bilgiler programında yer alan bilim, teknoloji ve toplum öğrenme alanı ile öğrenenlerin; bilim ve teknolojideki gelişmeleri, yaşamımızdaki yeri ve önemini, bilimin insanlığa sunduğu bilgilerin teknolojiye dönüştürülerek toplumun yararına kullanılmasını öğrenmeleri hedeflenmiştir. Konuyla ilgili olarak Çelikcan (2011) bilim, teknoloji ve toplum öğrenme alanının “atıl bilgilerin ezberlendiği üniteler silsilesi olmaktan çıkarılması, öğrencilerin geçmişte yaşamış bilim insanlarının yaşamından ve ideallerinden ilham aldığı ve kendi projelerini yaptığı bir ders haline dönüştürülmesi” (s. 164) gerektiğini ileri sürmektedir. Bireylerin ilgi ve ihtiyaçları doğrultusunda gelişimine devam eden bilim, toplumların da gelişmesine ve değişmesine katkı sağlar. Bilimin sahip olduğu değişim ve gelişim özellikleri ona ilişkin bir tanımın yapılmasında farklılıkların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. İçeriğini sosyal bilimlerden alan sosyal bilgilerde, üzerinde durulan konular arasında sosyal bilgilerin doğası ve bilimin doğası yer alır. Bilimsel bilginin gelişiminin doğasında olan değerler ve varsayımlar (Lederman, 1992) olarak tanımlanan bilimin doğası; bilim tarihi, sosyolojisi ve felsefesi gibi alanları kapsayan araştırmalarla bilimin ne olduğunu, nasıl çalıştığını, bilim insanlarının rolünün ne olduğunu ve toplumun bilimsel çabalara karşı yaklaşımlarını açıklayan bir alandır (McComas, 2000; akt: Corcoran, 2009)

SONUÇ VE TARTIŞMA 
Sosyal bilgiler öğretmen adayları ile yapılan bu çalışmada katılımcıların bilimin doğasına ilişkin konular hakkındaki düşünceleri açığa çıkarılmıştır. İlk olarak araştırmada, öğretmen adaylarının bilimin tanımını yapmakta güçlük çektikleri, “bilimin tanımı” ve “bilimin özellikleri” kavramlarına ilişkin yanılgılarının olduğu belirlenmiştir. Benzer sonuçların elde edildiği çalışmalarda katılımcılar bilimin; bir uzmanlık alanındaki bilgi bütünü olduğunu, zamanla değişebileceğini ve ilerleyebileceğini, gözlemlere dayanan, bireysel fikirlerin ve yanlılığın olmadığı bir çalışma alanı olduğunu belirtmişlerdir (Arı, 2010, Köksal, 2010, Ayvacı, 2007, Lederman, Abd-El-Khalick, Bell, and Schwartz, 2002). Toplumun bilim üzerindeki ve bilimin toplum üzerindeki etkisi hakkında öğretmen adaylarının tamamının bu iki kavramın birbirini etkilediği yönünde olumlu görüş belirttiği sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcılar toplumun değişime ve gelişime açık olmasının hem bilimdeki ilerlemeyi hem de toplumsal gelişmeyi destekleyeceğini belirterek konuyu örneklerle somutlaştırmışlardır. Bilimin ilerlemesinde ve bir toplumun gelişiminde rol oynayan unsurlardan dine ve ekonomik özelliklere değinilmiştir. Ayrıca teknolojik gelişmelerin bilimsel çalışmaları kolaylaştıracağı, bireylerin ve toplumun gelişimine katkı sağlayacağı görüşü ileri sürülmüştür. Doğan Bora (2005) ortaöğretim fen branşı öğretmen ve öğrencileri ile yaptığı araştırmasında katılımcılar, bilimsel araştırmaların dini ve ahlaki görüşlerden etkilendiğini söylemişlerdir. Dinin bilimsel araştırmalardaki etkisine ilişkin bu sonuç araştırma bulguları ile benzerlik göstermektedir. Ancak Nuangchalerm (2009) tarafından yapılan çalışmada bazı katılımcıların “bilimsel çalışmalar sonunda elde edilen ürünlerin toplumu, kültürü ve yaşam biçimini olumsuz etkileyeceğini” belirtmeleri araştırmada ulaşılan sonuçlar ile örtüşmemektedir. Bilimsel modellerin özellikleri hakkında üçüncü ve dördüncü sınıfların görüşleri arasında fark olduğu ortaya çıkmıştır. Üçüncü sınıflar bilimsel modellerin gerçeğin bir kopyası olmadığını belirterek bu konuda doğru bilgiye sahip olduklarını, ancak dördüncü sınıflar bunun aksini savunarak konuyla ilgili yanlış öğrenmelerinin olduğunu açığa çıkarmışlardır. Arı (2010) fen bilgisi ve sınıf öğretmenliği adaylarının bilimin doğası hakkındaki görüşlerini belirlediği çalışmasında; bilimsel modellerin doğasına ilişkin fen bilgisi öğretmen adaylarının bilimsel modellerin gerçeğiyle birebir aynı olmayacağını ama yüksek oranda yansıtacağını, sınıf öğretmen adaylarının ise bilimsel modellerin gerçeğin kopyaları olduğunu ve gerçeği çok yüksek oranda yansıttığını belirttikleri sonucuna ulaşmıştır. Fen bilgisi öğretmenleri, öğretmen adayları ve öğrenciler ile yapılan çalışmalarda katılımcıların bilimsel modellerin gerçeğin birebir kopyası olduğuna ilişkin yanlış bilgiye sahip oldukları belirlenmiştir (Aslan, 2009, Özcan, 2009, Doğan Bora, 2005, Ryan and Aikenhead, 1992). 

Öğretmen adaylarının büyük çoğunluğunun bilimsel yöntemi kullanma amacını doğru ifade ettikleri görülmüştür. Bunun yanı sıra, katılımcıların bilimsel yöntemin uygulanmasında bireysel farklılıkların olabileceğini açıklamaları dikkat çekicidir. Arı (2010)’nın öğretmen adayları ile yaptığı karşılaştırmalı çalışmada bilimsel yöntemin kullanılış amacına ilişkin benzer sonuçlara ulaştığı belirlenmiştir. Katılımcılar bilimsel yöntemi bilimsel bilgiye ulaşmak için kullanılan araç-gereç ve bu yöntemi araştırmada kullanılacak yol, harita olarak tanımlamışlardır. Bazı katılımcıların bilimsel yöntemin her bilim insanına özgü olduğunu vurgulayarak var olan bilim insanı kadar bilimsel yöntem olduğunu iddia etmeleri bu çalışmanın uygulamada ortaya çıkan bireysel farklılıklar sonucu ile örtüşmektedir. Akçay (2007)’ın fen bilgisi öğretmen adayları ile yaptığı deneysel çalışmada, katılımcılar uygulama öncesi kendilerine yöneltilen bilimsel yöntemi adım adım izlenecek bir yol ve kurallar olarak tanımlamışlardır. Ancak uygulama sonrası hiçbir katılımcının bu açıklamayı yapmadığı belirlenmiştir. Elde edilen bu sonuç sosyal bilgiler öğretmen adaylarının ileri sürdüğü, bilimsel yöntemin uygulanmasında izlenecek adımların bireyler arasında değişebileceği sonucuyla farklılık göstermektedir. Kuram ve kanun arasındaki farka ilişkin dikkat çeken nokta, öğretmen adaylarının iki temel kavram yanılgısına sahip olmalarıdır. Katılımcılar “teorilerin yeterince kanıtla desteklendiğinde kanun olacağına, yani teori ve kanun arasında hiyerarşinin olduğunu” ve “kanunların teorilerden daha yüksek bir statüde olduğunu” (Doğan ve diğerleri, 2009: 25) ileri sürmüşlerdir. 

Öğretmen adayları ile yapılan çalışmalarda Köksal (2009) ve Beşli (2008) benzer sonuçlara ulaşmışlardır. Öğretmen adaylarının, bilimsel bilgilerde hipotezden teoriye ve kanunlara giden hiyerarşik bir yapılanma olduğunu savunarak adayların geleneksel bir anlayışa sahip olduklarını belirlemişlerdir. Ochanji (2003)’nin biyoloji ve kimya öğretmen adayları ile yaptığı araştırmada, adayların kanun ve kuram arasındaki benzerlik ve farklılıkları açıklamakta güçlük çektikleri, katılımcıların anket ve görüşme sonuçları arasında tutarlılığın olmadığı tespit edilmiştir. Aslan, Yalçın ve Taşar (2009) yaptıkları araştırmada öğretmenlerin büyük çoğunluğunun “bilimsel kuram ve yasaların birbirine dönüşemeyeceği, bunların her ikisinin farklı türden bilimsel bilgiler olduğu” görüşüne sahip olmadıklarını belirlemişlerdir. Öğretmen ve öğretmen adayları ile yapılan çalışmaların yanı sıra ilköğretim ve ortaöğretim öğrencileri ile yapılan araştırmalarda da benzer sonuçlara ulaşılmıştır (Muşlu, 2008, Doğan Bora ve diğerleri, 2006). Bilimde hayal gücünün ve yaratıcılığın önemini vurgulayan öğretmen adayları, bu kavramları başarı ve bilimde ilerleme ile ilişkilendirerek açıklamışlardır. Bilimsel bilginin bireylerin hayal gücü ve yaratıcılıklarını kapsadığını ileri süren Lederman, Abd-El-Khalick, Bell, and Schwartz (2002) bilimin içerdiği kuramsal konuları açıklayan bilim insanın yaratıcı olması gerektiğini savunmaktadır. Akçay (2007)’ın yaptığı deneysel çalışmada, ön uygulama sonuçlarına göre katılımcıların büyük çoğunluğunun (%91) bilim insanlarının bilimsel çalışmalarının her aşamasında hayal gücü ve yaratıcılığa başvurduğu görüşü açığa çıkmıştır. Adayların bu görüşlerini ön uygulamada örneklerle destekleyemedikleri ancak deneysel çalışma sonunda örnekler verebildikleri belirlenmiştir. Benzer bir çalışmada Köksal (2009) katılımcıların hayal gücü ve yaratıcılıkla ilgili soruyu yanıtsız bıraktıklarını belirtmiştir. Fakat katılımcılardan biri hayal gücünün bilim için gerekli olduğunu ve planlamada kullanılabileceğini belirtirken uygulama aşamasında çok da kullanılan bir durum olmadığını ifade etmiştir. Lisans programlarında bilimin doğası ile ilgili derslerin yeterli olduğuna tüm katılımcıların olumlu görüş belirtmeleri dikkat çekicidir. Öğretmen adayları bilimin tarihsel gelişimi, bilimsel yöntem ve bilim insanları ile ilgili konulara derslerinde yeterince yer verildiğini açıklamışlardır. Ancak araştırmada ulaşılan sonuçlara göre; bilimin tanımı, bilimsel modellerin özellikleri, kuram ve kanun arasındaki farkın belirlenmesi gibi bilimin doğasına yönelik konularda ortaya çıkan kavram yanılgıları katılımcıların görüşünü desteklememektedir. Akçay (2007)’ın araştırma sonuçları bir dönemlik dersin bilim tarihinin öğretiminde yetersiz bir süre olduğunu göstermiştir. Akçay bu sonuca göre bilim tarihi ve bilimin doğası derslerinin bir yıllık bir eğitimi kapsamasını önermiştir. Böylece öğretmen adaylarının bilimsel bilgini özellikleri hakkında daha derinlemesine bilgi edineceklerini ve tarih ve felsefe gibi konuları içeren araştırmalarda görev alabileceklerini belirtmiştir. 

Ayrıca bilim sosyolojisi gibi bir dersin programlarda yer almasını önermiştir. İki araştırmadan elde edilen sonuçların benzerliği doğrultusunda, sosyal bilgiler lisans programlarında ilgili derslerde bilimin doğasını kapsayan konuların daha ayrıntılı işlenmesi önerilebilir. Öğretmen adayları bilimin doğasına ilişkin konuların lisans derslerinde yer alması gerektiğini belirtmişlerdir. Bu konular öğretildiğinde, öğrencilerin araştırma yapmak için cesaretlenebileceği, özgüvenlerinin ve yaratıcılıklarının gelişebileceği ileri sürülmüştür. Wong (2002) bilimin doğasının öğrencilere iyi bir şekilde öğretilmesinin, toplumların değişmesine neden olan bilginin yaşamsal önemini de kavratacağını belirtmiştir (Akt. Doğan Bora, Arslan ve Çakıroğlu, 2006). Toplumların değişiminde ve gelişiminde önemli bir konu olan bilimin doğasının öğretmen adaylarına öğretilmesi gelecekte onların da kendi öğrencilerine öğretebilmeleri için önemli bir fırsat sağlayacaktır. Bu bağlamda, lisans eğitimindeki bilgilerini meslek yaşamlarında uygulayacak bireyler olarak öğretmen adaylarının aktif katılımı destekleyen, zengin öğrenme ortamlarında eğitim almaları sağlanmalıdır. Lisans programında topluma hizmet uygulamaları dersinde olduğu gibi farklı derslerde de projelerde yer almaları ve projelerini paylaşacakları ortamlar sağlanmalıdır. Sosyal bilgilerde bilimin doğası ile ilgili konuların öğretmen adaylarına kazandırılması amacıyla deneysel çalışmaların yapılması önerilebilir.

Yorum Gönder

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget