Ders Kitabı Cevapları - Çalışma Kitabı Cevapları

5. 6. 7. 8. Sınıf, Ders Kitabı Cevapları, Çalışma Kitabı Cevapları, Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri, Sosyal Bilgiler, İngilizce, İnkılap Tarihi, Özgün, Cem Veb Ofset, Evren, Gizem, Dikey, Yakınçağ, Öğün, Doku, Ada, Lider, Tutku, Meram, Sevgi, Yıldırım, Tuna Matbaa, Yayınları, Sayfa

MAHREMİYET ANLAYIŞININ YERİNDEN EDİLMESİNİN ARACI OLARAK KADIN PROGRAMLARININ TÜRSEL VE SÖYLEMSEL ANALİZİ

MAHREMİYET ANLAYIŞININ YERİNDEN EDİLMESİNİN ARACI OLARAK KADIN PROGRAMLARININ TÜRSEL VE SÖYLEMSEL ANALİZİ

Araştırmada, Denizli’de yaşayan kadınların, kadın programlarını izleme nedenleri, kadınların bu programlara yönelik görüşleri ve bu programların kadınları nasıl konumlandırdığı, programların türsel ve söylemsel özellikleri ekseninde analiz edilmiştir. Araştırmada tesadüfi örneklemle seçilmiş toplam 240 kadına anket çalışması uygulanmıştır. Örneklem grubunun, kadın programlarını takip etme nedenleri, bu programlarda işlenen konulara, stüdyodaki katılımcılara, program sunucusuna, konuların tartışılma biçimlerine yönelik düşünceleri sosyo-demografik değişkenlerle ilişkilendirilerek değerlendirilmiştir. Veriler, SPSS for Windows 11.0 paket programında analiz edilmiştir. Kadınların kadın programlarını izleme nedenleri ve bu programlardan etkilenme durumları arasındaki farklar ki-kare testi ile kontrol edilmiştir. Araştırmada anlamlılık düzeyi 0.5 olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonucunda, araştırmanın evreninde yer alan kadınların çoğunluğunun kadın programlarını özellikle izdivaç programlarını zaman geçirmek, gündelik sorunlardan uzaklaşmak, kendi öznel deneyimleri ile programlara katılanların deneyimleri arasında paralellik kurarak kendilerini rahatlatmak gibi çok çeşitli nedenlerle ve beğeniyle izledikleri ortaya çıkmıştır.

Çağdaş kültürün değer, norm, davranış kalıplarının içselleştirilmesinde ve mevcut yapıdaki toplumsal yargıların yeniden üretilmesinde önemli bir yönlendirici güç olan medya, günümüzde gittikçe yaygınlaşan niteliksiz yayınlarıyla, kendisine atfedilen olumlu işlevleri yerine getirmediği, bireysel ve toplumsal yaşamda birçok soruna yol açtığı bağlamında tartışılmaktadır. Teknoloji, ekonomi ve siyaset bu sarmalın dinamosunu oluşturmaktadır. 1980 sonrası süreçte Türkiye’de serbest piyasa ekonomisinin belirlediği sarmalda yeniden yapılanma sürecine giren medyanın, kitleleri yönlendirme konusunda sahip olduğu gücü daha etkili bir şekilde kullandığı görülmektedir. 1990’lı yıllarda televizyondaki farklı tür ve içerikte yayınlara öncelik verilmiş, bu süreçte kitlelerin beklentileri, nitelikleri göz önünde bulundurulmuştur. 

Fakat, görünen tablo, ekonomi politiğin öngördüğü tek tip insan profilinin yaratılmasında araçsal bir işlev gören medyanın, bireylerin tercih haklarını kullanmalarından ziyade reel bir formata büründürülerek kurgulanan sahte dünyanın dayatılması yönünde hareket ettiğidir. Dolayısıyla, bireylerin değişen sosyo-ekonomik, siyasal ve kültürel yapıya adaptasyonun sağlanmasında, toplumsal yargıların, her türlü eşitsizliklerin olumlu yönde değiştirilmesi işlevine sahip olabilen medyanın, gelişen teknolojiyi kullanarak görsel ve işitsel olarak sunduğu mesajların mevcut toplumsal yargıların ve eşitsizliklerin yeniden üretilmesine büyük ölçüde hizmet ettiği gözlemlenmektedir. Medyanın bu süreçte beslendiği en önemli kaynak popüler kültür ürünleridir. Başka bir ifadeyle, sistemin gerektirdiği yaşam tarzı kalıplarının bireyler tarafından benimsenmesini sağlamak ve tüketime odaklı birey tipolojisini yaratmak adına medya, söz konusu değerlerin yerleştirilmesi için popüler kültür ürünlerini kullanmaktadır. Televizyon bu amacın gerçekleştirilmesinde diğer kitle iletişim araçlarından daha etkilidir. Bugün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de daha fazla kitlenin televizyona bilinçsiz bir şekilde ya da farkında olmayarak bağımlı konumunda olması büyük ölçüde televizyonun bu gücü etkili bir şekilde kullandığının bir göstergesidir. Şüphesiz ki televizyonun gündelik yaşamdaki bu etkili konumu teknolojik olanakları daha çok kullanabilmesi, sunum biçimleri ve kolay takip edilebilir olma nitelikleriyle ilişkilidir. Televizyonun, bireyin sosyal yaşamını bu denli etkilemesi farklı ülkelerde farklı denetim biçimlerini gündeme getirmiştir. 

Ülkemizde de dönem dönem benzer uygulamaları görmek mümkündür. Bireylerin özelliklerine ve hakim kültürel öğelere bağlı olarak bir çok programın yayınlanması engellenmiştir. Fakat bu tarz kısa süreli yayın engellerinin ülkemizde oldukça yüzeysel kaldığını söylemek gerekmektedir. Çünkü 1990’lardan itibaren sayıları gittikçe artan özel televizyonların piyasa koşullarında varlıklarını idame ettirebilmeleri ancak hedef kitle oranını arttırmalarıyla mümkündür. Böyle bir süreçte medyanın değişen stratejileri, hem yabancı ülkelerde kitle tarafından yoğun talep gören yayınlardan hem de yerleşik kültürün değer yargılarından, alışkanlıklarından, yaşam tarzından, halkın olaylara bakış açılarından beslenmekte; bu şekilde bireyleri ekrana bağımlı kılacak farklı tür ve içerikte programlar insanların yaşamlarına dahil edilmektedir. Türkiye’de medyanın 1990’lı yıllardan itibaren kendisini var ettiği ve sıklıkla tekrarladığı temel söylem, yaşama ilişkin gerçekliklerin farkına varılması, bütün çıplaklığıyla sergilenmesi, değerlendirilmesi ifadeleri üzerine inşa edilmiştir. Bu söylemden hareket ederek, farklı içerik, söylem ve teknik biçimleri kullanarak yaşamın her alanına dair karelerin sunulduğu diziler, reality showlar, talk showlar, haber ve magazin programları yaygınlaşmış ve Türk toplumu, kısa sürede N. Göle’nin ifadesiyle (2000:9) ''gerçeğin; hamasi duygular dedikodular, hakir görmeler ve metalaştırmalarla karıştığı medyatik büyüye kapılmış", televizyon gündelik yaşamın merkezine yerleşmiştir. Bu şekilde geleneksel içerime sahip kültürel kalıplar modern bir görünüme bürünmeye, davranış kalıpları, değerler, yaşam tarzı farklılaşmaya başlamıştır. 

Kültürel kalıplardaki farklılaşma, Burton (1995:37-45) ve Baudrillard’ın (2002:23-26) belirttiği gibi, birey ve toplum yaşamına ilişkin bir çok tabunun yerinden edilmesine, özel yaşam alanlarının kapılarının açılmasına, bu şekilde mahremiyet algısının değişmesine,  keskinliklerin esnekleşmesine, sosyo-ekonomik ve siyasal açıdan karşıt uçların bir araya gelmesine, değerlerin önemsizleşmesine karşılık gelmektedir. Televizyon ise bu süreçte, ekonomi politiğin ön gördüğü birey ve toplum şablonunun yerleştirilmesinde işlev görmüş; dolayısıyla Frankfurt Okulu teorisyenlerinin günümüz toplumu üzerine geliştirdikleri tezlerinde vurguladıkları gibi (Adorno,2003; Bruzzi,2000; Dominic,1990; Oskay,1993), beraberinde yabancılaşma, tatminsizlik, mutsuzluk, değersizleşme, reel olanın kurgusal sunumlar üzerinden yanlış değerlendirilmesi gibi bir dizi soruna zemin hazırlamıştır. Televizyonun etkisinin belirgin bir şekilde gözlemlendiği kurum-bireyin toplum içindeki öznel dünyasının inşa edildiği ve toplumun özgüllüğünün yansıdığı ailedir. Aileyi diğer kurumlardan ayıran karakteristik özellik olan gizlilik/mahremiyet ilkesi ise son yıllarda televizyondaki kadın programları ile yerinden edilmektedir. Kadın programları sadece mahremiyet ilkesini yerinden etmemekte, aynı zamanda ataerkil ideolojinin cinsiyetçi söylemlerini, bu programlarda sunulan kadın temsilleri üzerinden yeniden üretmekte, pekiştirmektedir. Kadın programlarında temsil edilen kadın imajı, bir yönden ülkemizde günümüze kadar gelinen süreçte önemli aşamalardan geçmiş olan kadınların biçimsel olarak değişen görünümüne fakat içerik olarak değişmeyen tanımlamalarına gönderme yapmaktadır. Dolayısıyla kadın programlarının hem ailenin özgül yapısı hem de kadına atfedilen tanımlamalar bağlamında değerlendirmek gerekmektedir.

TÜRKİYE’DE YAYINLANAN KADIN PROGRAMLARININ SÖYLEM VE KİMLİK TEMSİLİ ÜZERİNDEN DEĞERLENDİRMESİ 
Türkiye’de farklı kanallarda yayınlanan toplam 14 kadın programı bulunmaktadır: Serap Ezgü ile Biz Bize, İnci Ertuğrul Sizin Sesiniz, Berna Laçin-Her Şey İçin Berna Laçin, Müge Anlı-Mektubunuz Var, Esra Erol-Esra Erol’da Evlen Benimle, Seda Sayan-Sabahın Sedası, İclal Aydın-Hayat Ağacı, Derya Baykal-Deryalı Günler, Müge Dağıstanlı ve Gülşen Yüksel’in-‘2. Sayfa, Didem Uğurlu’nun sunduğu magazin ‘Bizden Kaçmaz’ programları. Bu programlar yaygın bir şekilde sabah ve öğle saatlerinde yayınlanmaktadır. Güzellik, sağlık, tatil, aktüel hayat, eğlence, çocuk, aile gibi konuların yanı sıra aile içi şiddet, kadına şiddet, boşanma, tecavüz, aldatma, evlenme gibi çoğunlukla kadınları ilgilendiren konular işlenmektedir. Farklı ülkelerde de görüldüğü gibi bu programlar sunucuların adıyla gündeme gelmektedir. Sunucular bu şekilde medyatik olurlar ya da zaten medyatik olan kişilerdir. Esra Erol, Serap Ezgü, İclal Aydın, Seda Sayan vb gibi. Sunucuların ünlü kişiler olması, programın çekiciliğini arttırmaktadır. 

Keskin’in belirttiği gibi (2001:103) pazarlama açısından ürünü sattıran marka olarak işlev görmektedir. Ünlü sunucu açısından elde edilen avantaj, kitlenin beğenisini kazanmak, kendi reklamını yapmak şeklindedir. Bu programlar aracılığıyla ünlü sunucu popüler bir kimlik haline gelmiş olmaktadır. Sunucunun rahat, samimi havası, izleyiciler üzerinde olumlu bir etkiye yol açmaktadır. Bazı kadın programlarına ünlü konuklar davet edilmekte; belli bir konu etrafında tartışmalar yapılmakta, yayın akışı içerisinde sanatçılar şarkı söyleyerek katılımcıları eğlendirmektedir. Ünlü kişilerin konuk edilmesi, her iki taraf içinde tatmin edici sonuçlar ortaya koymaktadır. Katılımcılar, magazin programlarında gördükleri ve özel yaşamlarını merak ettikleri ünlüleri görebilme, onlarla tanışabilme olanağı bulurken, ünlü cephesinden bakıldığında kitlenin beğenisini kazanmasına yol açmaktadır. Bu da ünlülere gelecekteki projelerinde bir ön tanıtım olanağı sunmaktadır.

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME 
Gündüz kuşağı programları olarak bilinen kadın programlarının izlenme nedenlerinin ve kadınlar tarafından nasıl algılandığının sorgulandığı bu araştırma, Denizli merkez ilçelerinde yaşayan 240 kadın ile yapılmış anket çalışmasına dayanmaktadır. Aile içi sorunların ve kadına özgü konuların farklı formatlarda işlendiği kadın programlarının, kadın kimliği ve aile kurumu üzerinde olumlu/olumsuz etkilerinin ortaya konulması çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırmanın bulguları şu şekilde özetlenebilir: Kadınların %69.6’sı evli , %15.4’ü bekardır. Evli olanlar çoğunlukla (%74.2) çocuk sahibidir. Mahremiyet Anlayışının Yerinden Edilmesinin Aracı Olarak Kadın Programlarının Türsel ve Söylemsel Analizi: Denizli Örneği M. Meder - Z. Çiçek 24 Pamukkale University Journal of Social Sciences Institute, Number 12, 2012 Çocuk sahibi olanların %37.5’i 1 ya da 2, %33.7’si 3 ya da 4 çocuğa sahiptir. 5 ve üzeri çocuğa sahip olanların oranı ise oldukça düşüktür (%3.3). Kadınların çoğunluğu ilkokul mezunudur (%61.7); okur-yazar olmayanların oranı ise %10.8’dir. Lisans ya da yüksek lisans eğitim düzeyinde bulunanların %27.5 oranında oldukları görülmüştür. Kadınların evlenme biçimlerine dair verilere bakıldığında görücü usulü ile evlenenlerin çoğunlukta olduğu görülmüştür (%50.8). Dağılımın diğer oranlarının ise %19.6’sı anlaşarak, ,%11.3’ü anne ve babasının baskısıyla, %7.1’i kaçarak ve %2.9’u izdivaç programı aracılığıyla evlenenlerden oluştuğu tespit edilmiştir. Kadınların çoğunluğu televizyonu önemli bir boş zaman aktivitesi olarak gördüğünü belirtmiştir (%46.3). boş zamanlarını geçirmek için çoğunlukla televizyonu tercih ettikleri görülmüştür. Bununla birlikte kadınların %15.8’i komşu oturmalarıyla, %12.9’u kitap okuyarak,%13.8’i çocuklarıyla ilgilenerek boş zamanlarını değerlendirdikleri tespit edilmiştir. Kadınların %40’ı günde ortalama 5 ve üzeri saat televizyon izledikleri ve ulusal kanallardan da Star TV’yi daha çok tercih ettikleri görülmüştür (%21.7). Bununla birlikte kadınların tercih ettikleri ulusal kanallar arasında Kanal D ikinci (%19.2), ATV (%17.5) ise üçüncü sıradadır. Kadınlar arasında TRT (%5.8), CNN (%2.9) ve NTV (%1.7) gibi farklı formatta yayın yapan kanalları tercih edenlerin oldukça düşük oranlara sahip oldukları görülmüştür. Kadınların boş zamanlarını değerlendirme biçimlerinin eğitim durumuna göre farklılık gösterip göstermediğine bakıldığında, eğitim durumunun anlamlı bir farklılık yarattığı anlaşılmaktadır (χ 2 =48.327 Sd=20 p=0,000). Okur-yazar olmayanlar ve 8 yıllık kesintisiz eğitim olarak düşünüldüğünde ilkokul mezunu olanların televizyon izleyerek, lisans ya da yüksek lisans mezunu olanların kitap okuyarak ağırlıklı olarak boş zamanlarını geçirdikleri görülmüştür. Okuma-yazma bilmeyen kadınların %79.9’u, ilkokul mezunu olanların %47.6’sı ortaokul mezunu olanların %43.9’u lisans mezunu olanların %36.2’si, lisansüstü mezunu olanların %25’i boş zamanlarını televizyon izleyerek geçirmektedirler. Lisans mezunu olanların %27.6’sı, ve lisansüstü mezunu olanların %37.5’i boş zamanlarını ağırlıklı olarak kitap okuyarak geçirdikleri görülmektedir. Eğitim düzeyi arttıkça kadınların boş zamanlarını televizyon izleyerek geçirenlerin oranı da azalmaktadır. Dolayısıyla, eğitim düzeyi ile televizyonu bir boş zaman aktivitesi olarak görme eğilimi arasında anlamlı bir ilişki söz konusudur. Kadınların günde kaç saati televizyon izlemeye ayırdıkları önemlidir. Öğretim düzeyi ile günde ortalama kaç saat televizyon izlediklerine bakıldığında, χ 2 =62.390 Sd=12 p=0,000 sonucunda günde televizyon izleme saatinin eğitim durumuna göre değiştiği gözlemlenmektedir. Eğitim durumu ile günde kaç saat televizyon izlemeye ayrıldığı arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu söylenebilir. Bu bulgulardan hareketle, okur-yazar olmayanların (%73.1) ve ilkokul mezunu olanların (%47.6) 4-6, ortaokul (%34.8) mezunu olanların 2-4, lisans (%48.3) ve yüksek lisans mezunu olanların (%75) 0-2 saat arası televizyon izledikleri görülmektedir. Televizyon izleme saatlerinin eğitim düzeylerine göre farklılık gösterdiği sonucuna varılmıştır. Kadınların ağırlıklı olarak izlemeyi tercih ettikleri programların evlilik (%26.7) ve sağlık (%20) konularının işlendiği programlar olduğu görülmüştür. Bununla birlikte kadınların %10.4’ü kayıp-tecavüz konularının işlendiği kadın programlarını, %8.8’i yemek programlarını tercih ettiklerini belirtmiştir. Kadınların gündüz kuşağı programlarını izleme nedenlerinin farklılaştığı görüşmüştür. Buna göre, kadınların %8.3’ü benzer sorunlara sahip oldukları için, %7.1’si kendi acılarını, sorunlarını başkalarının da yaşadığı bilerek rahatlamak için, %32.5’i ekran karşısında yalnızlığını gidermek için, %10.8’i sorunu olan insanlara yardımcı olmak için, %15.4’ü beterin beteri olduğunu düşünerek rahatlamak, %7.5’i dedikodu ihtiyacını karşılamak, %17.9’u diğer nedenlerle izlediklerini belirtmişlerdir. Kadınlar, sabah kuşağı programlarının yoğun bir izleyici kitlesine sahip olmasını, “eğlendirici olmaları” (%33.3), “programların içeriklerinin ilgi çekici olması” (%21.7), “sunucunun program süresince sergilediği performans” (%16.3) ve “eğitici olmaları” (%16.3) gibi özellikleriyle ilişkili olarak açıklamışlardır.

Sonuç olarak denilebilir ki gündüz kuşağı programları arasında kadınların çoğunlukla tercih ettikleri izdivaç programları, kadınlar için önemli ölçüde eğlence işlevi görmektedir. Bu programlar, kadınların kendi hayatlarıyla kurdukları benzerliklerle ya da başkalarının hayat hikayesi üzerinden psikolojik rahatlık sağlama, rutin giden hayatın gündelik sıkıntılardan uzaklaşma amaçlarıyla örtüşmektedir. Sosyal yaşam alanı oldukça sınırlı olan ev kadınları için bu tarz programlar ev dışındaki hayata dair bilgi edinmenin bir aracı olarak görülmektedir. Dolayısıyla kadınların, bu tarz programların işlevselliğini, genelde toplum hayatı özelde ise birey ve kadın kimliği üzerindeki etkilerini entelektüel, kapsamlı, çok yönlü değerlendirmekten ziyade daha yüzeysel ve kişisel anlık ihtiyaçların tatmini bağlamında değerlendirdikleri görülmüştür. Ev içi alana hapsedilen kadın, sosyal alanda kendini ifade edebilecek yeterli olanağa sahip olamadığı için farklı içerikteki kadın programlarını bağımlılık seviyesinde takip etmeyi bir çözüm yolu olarak görmektedir. Buna karşın bu tarz programların kadınların duygusal ve entelektüel ihtiyaçlarını, beklentilerini karşılamadığı söylenebilir. Bu bağlamda kadın programlarının kadınların kamusal alanda seslerini duyurabilmelerine olanak sağladığı konusunun bir kere daha düşünülmesi gerekmektedir.
 

Yorum Gönder

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget