Ders Kitabı Cevapları - Çalışma Kitabı Cevapları

5. 6. 7. 8. Sınıf, Ders Kitabı Cevapları, Çalışma Kitabı Cevapları, Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri, Sosyal Bilgiler, İngilizce, İnkılap Tarihi, Özgün, Cem Veb Ofset, Evren, Gizem, Dikey, Yakınçağ, Öğün, Doku, Ada, Lider, Tutku, Meram, Sevgi, Yıldırım, Tuna Matbaa, Yayınları, Sayfa

DEĞİŞEN EKONOMİK VE SOSYAL KOŞULLARIN BİR ÜRÜNÜ OLARAK “KARAKTER AŞINMASI”

DEĞİŞEN EKONOMİK VE SOSYAL KOŞULLARIN BİR ÜRÜNÜ OLARAK “KARAKTER AŞINMASI”

Dünyaya gelen her birey, içine doğduğu toplum ve kültürün uygun gördüğü tutum ve davranış şekillerini sosyalleşme süreciyle öğrenmektedir. Birey aile, okul ve sosyal çevreden kendisine öğretilen uygun tutum ve davranışları hayata geçirerek “karakter”ini oluşturmaktadır. Toplumsal bir varlık olan insan, toplumun ve kültürün belirlediği şekilde yaşamak ve davranmakta fayda görmektedir. Ancak, kültürel yapıyla toplumsal yapının bireyden beklentileri her zaman paralellik göstermemektedir. Nitekim, ilkeli olmayı, kurallara uymayı, adil davranmayı, sözünde durmayı ve kalıcı ilişkiler kurmayı kültür tarafından öğrenen günümüz insanı, değişen ekonomik ve sosyal şartlar nedeniyle bunları gerçekleştirme fırsatı bulamamaktadır. Böylece, bireyin öğrendikleriyle karşılaştıkları arasında bir fark oluşmaktadır. Bu ise R. Sennet’in “karakter aşınması” olarak nitelendirdiği bir durumu ortaya çıkarmaktadır. Günümüzde daha çok gözlemlenmeye başlayan bu eğilimi konu edinen çalışma, Sennet’in “karakter aşınması” olarak tanımladığı durumu, ortaya çıkaran ekonomik ve sosyal koşulları açıklamayı amaçlamaktadır. Çalışmada, enformasyon toplumundaki yeni ekonominin işleyişi ve postmodern sürecin ortaya çıkardıklarıyla “karakter aşınması” arasında bir ilişki kurulmaya çalışılmaktadır. 

Her toplum, sahip olduğu tarih, coğrafya, doğal kaynak, iklim, nüfus gibi ekonomik ve sosyal içerikli değişkenler dizisinden yapılanmaktadır. Bu değişkenler dizisi, kendini, en iyi şekilde toplumdan topluma ve zamandan zamana değişen kültürde göstermektedir. İnsanların yapıp edişleri ve ihtiyaçlarını karşılama biçimine karşılık gelen kültür, ait olduğu toplum üyelerine bir takım tutum ve davranış listesi hazırlar. İnsanlara belirli görev ve sorumluluk yükleyen toplum ve kültür, denetimi sözlü ve yazılı kurallarla gerçekleştirir. İhtiyaçlarını karşılamada yetersiz ve doğanın sunduğu tehlike ve riskler karşında güçsüz olan insan, çıkış yolu olarak bir taraftan toplumsal yaşam, işbirliği ve dayanışmada; diğer taraftan toplumsal kurallara uyum sağlamada görür. Sonuçları açısından bu, birey için en akılcı yöntemdir. Sınırlarını toplumun çizdiği, içeriğini ise kültürün belirlediği kurallar, kabuller, öncelikler ve değerler, hem toplumsal yaşama belli düzen ve form kazandırmakta; hem de bireyin tutum ve davranışlarında “karakter” olarak somutlaşmaktadır. Nitekim, bireyin içinde yaşadığı toplumda kabul gören gelenek, görenek ve kültürel kodlara göre yaşama ile davranışlarında toplumsal değer ve öncelikleri dikkate alma “karakter” olarak tanımlanmaktadır. Ancak, kültürün tanımladığı ideal toplumsal yaşam ya da kültürün koyduğu hedefler, bazen ekonomik, sosyal ve siyasal kaynaklı süreçler tarafından boşa çıkarılabilmektedir. Bir başka ifadeyle, kültürün ve toplumun belirlediği ideal davranış ölçütleriyle, sürecin dayattıkları birbirlerini tamamlayabilir. Bu ise bireyde R. Sennet’in “karakter aşınması” olarak nitelendirdiği bir durumu ortaya çıkarmaktadır. Kişinin kültürel olarak öğrendikleriyle sosyal sürecin/yapının sundukları arasındaki boşluk, “karakter aşınması”na neden olmaktadır. 21. yüzyılda yaşayan modern insanın daha çok yaşamaya zorlandığı bir olgu olan “karakter aşınması”nı Sennet, esneklik, geçicilik ve hızlı değişime dayalı yeni çalışma düzenini esas alan yeni kapitalizm ya da enformasyon toplumuna bağlamaktadır. Ancak “karakter aşınması”, bu yeni ekonomik koşullar kadar, postmodern sürecin yapılandırdığı belirsizlik, yönsüzlük ve kuralsızlıkla da ilişkidir. Bu bağlamda, “karakter aşınması”nın gerisinde yeni kapitalizm ya da enformasyon toplumun öncelikleri ve enformasyon toplumunun kültürel mantığına karşılık gelen postmodernizm yatmaktadır

Doğanın işleyişine bir düzen hâkimdir. Geceyi gündüz; kışı ilkbahar ve yaz izler. Yeyip içilecek ürünün elde edilmesi için tohumun ekilmesi, toprağın sürülmesi, sulanması, ilaçlanması ve ilgili bakımın yapılması şarttır. Anne babasının bakım ve ilgisine muhtaç olarak dünyaya gelen bebek, ilk önce anlamsız sesler çıkarır, daha sonra çok basit kelimeleri bilinçsiz kullanır ve derken basit kelimelerin yerini anlamlı uzun cümleler alır. Bebeklikten çıkan çocuk, bugünün yetişkini ve yarının yaşlısı olur. Her psikoloji, gelişim psikolojisi, öğrenme psikolojisi ve sosyoloji eseri, doğadaki canlıların doğuş, gelişme ve ölüm ritmini konu edinir. İçine doğduğu doğadaki bu eşsiz düzenle çalışan sistemi gözlemleyen insan, toplumsal yaşamında bunu uygulamaya çalışır. 

Toplumsal yaşamı mümkün kılan her gelenek, görenek, ahlâk, din ve kültür; kendi açılarından bu düzeni sürdürecek kurallar, normlar ve bunları denetleyecek mekanizmalar oluşturur. Düzenden yarar sağlayan tüm gelenek, görenek, ahlâk, din ve kültür; üyesinden bunu sürdürecek uygulamalara riayet bekler. Bunun için hemen hepsi değişen oranlarda, üyelere ilkeli olmak, sadık kalmak, verilen sözü tutmak, adil olmak, kalıcı ilişkiler geliştirmek, grup ve toplum faydası için bireysel beklentilerden ödün vermek, hoş görülü ve toleranslı olmak, yardımlaşma, dayanışma ve paylaşmayı gerçekleştirmek konularında öğüt verir. Aile, okul ve çevre gibi üç kaynak, bu konular üzerinde fikir birliği yapar. Toplum üyesi birey de bu öğretiler toplamını tutum ve davranışlarında somutlaştırarak “karakter”ini geliştirir. Ancak, yakın zamanın tarihsel ve toplumsal koşulları, bu bilinen işleyişi tersine çevirecek niteliklere sahip olmaktadır. Sanayi sonrası toplumu koşullayan bilimsel bilgi ve teknolojideki akıl almaz ilerleme, geçmişten çok farklı esaslara dayalı bir toplumsal dizge yaratmaktadır. 

“Uzun vade yok” sloganıyla yola çıkan yeni ekonomi ve “her şey mubahtır” ilkesiyle var olan postmodern süreç, insanlığın şimdiye kadar uygulamaya koyduğu yaşam felsefesini ters yüz etmektedir. Hızlı değişim, esneklik ve geçiciliği ilke edinen bir ekonomik yapılanma; kuralsızlık, yönsüzlük ve belirsizlik durumlarına kaynaklık eden bir toplumsal süreç; insanoğlunun uzun bir geçmişle kurulan alışkanlıklarını, kültürel değerlerini, toplumsal kabullerini ve idealleştirilmiş davranış örüntülerini bozmaktadır. Kültürel yapının şekillendirdiği beklentilerle, sosyal yapının sundukları arasında bir fark doğmaktadır. Öğrenilen ve öğütlenenle karşılaşılanlar arasında bir kopma söz konusu olmaktadır. Bu durumda ne yapacağını kestiremeyen modern insanda karakter aşınmakta, sıkışmakta ve bunlara bağlı olarak daha önce eşine çok az rastlanır “anomik” tutum ve davranışlar belirmektedir. Yaşanılmakta olan süreçler toplamının sonuçları olarak ortaya çıkan işsizlik, eşitsizlik, geçicilik, süreksizlik, güvensizlik, kuralsızlık ve yönsüzlüğe bağlı olarak sadist, sapkın, psikopat, paranoyak tipler çoğalmaktadır. Sürecin her gün modern insanlara dayattığı olumsuzluklarla oluşan babasını öldürdükten sonra tatile çıkan; hoşlanmadığı eşinin yemeğine köpek dışkısını koyan; yıllarca kızına tecavüz eden; öldürdüğü kişiyi mikrodalga fırında pişiren; horozu cinsel sapkınlığına alet eden; anlaşamadığı sevgilisini, iş arkadaşını, ebeveynini bilmem kaç yerinden bıçaklayanların çoğalmasına tanık olunmaktadır.

Yorum Gönder

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget