Ders Kitabı Cevapları - Çalışma Kitabı Cevapları

5. 6. 7. 8. Sınıf, Ders Kitabı Cevapları, Çalışma Kitabı Cevapları, Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri, Sosyal Bilgiler, İngilizce, İnkılap Tarihi, Özgün, Cem Veb Ofset, Evren, Gizem, Dikey, Yakınçağ, Öğün, Doku, Ada, Lider, Tutku, Meram, Sevgi, Yıldırım, Tuna Matbaa, Yayınları, Sayfa

AİLE İŞLETMELERİNDE AİLE ÜYELERİNİN İSTİHDAMI DENİZLİ AİLE İŞLETMELERİNDE BİR ARAŞTIRMA

AİLE İŞLETMELERİNDE AİLE ÜYELERİNİN İSTİHDAMI DENİZLİ AİLE İŞLETMELERİNDE BİR ARAŞTIRMA

Çalışmanın ana amacı, Denizli’deki aile işletmelerinde aile üyelerinin işe alımlarında ailenin etkisini görmektir. Çalışmanın ikinci amacı ise, aile üyelerinin işletmede çalışmak üzere nasıl bir eğitimden geçirildiklerini ortaya koymaktır. Bu amaçlar doğrultusunda Denizli aile işletmelerinde anket çalışması yapılmıştır. Sonuçların değerlendirilmesinde, önce aile işletmelerinin genel özelliklerinden bahsedilmiş, daha sonra aile üyelerinin işletmedeki istihdamı ve yeni nesil aile bireylerinin geleceğe hazırlanması üzerinde durulmuştur. Araştırmanın sonucunda, aile üyelerinin işletmede istihdamında ailenin etkisinin olduğu ve aile üyesi yeni neslin çocukluğundan itibaren hem iş yerinde hem de okullarda işle ilgili eğitim aldığı görülmüştür. 

Aile işletmeleri her ne kadar son otuz yıldır girişimcilikle ilgili araştırmalara sıklıkla konu olmakta ise de ekonomi tarihinde M.Ö. 4000’li yıllardan beri önemli bir ekonomik güç olduğu bilinmektedir. Merkezi olarak yönetilen Güney Mezopotamya şehirlerinde ve modern Kuzey Mezopotamya’daki bağımsız şehirlerde M.Ö. 4000-3000 yılları arasında bulunan mühürler aile işletmelerinin en eski ticaret örneklerini vermektedir. Daha sonraki zamanlarda Cenova ve Venedik gibi tarihi şehirlerde ticaretle uğraşan zengin ailelerin menfaatlerini korumak gayesiyle, kral ve prenslerin barış veya savaş yapmalarına etki eden çok sayıda aile işletmesinin varlığından söz edilmektedir. Günümüzde ise aile işletmeleri gerek ulusal ekonomilerde gerekse küresel ekonomide önemli paylara sahiptir. İşletmelerin toplamda önemli bir kısmını oluşturan aile işletmeleri üretim, ihracat ve istihdam açısından ekonomiye verdikleri katkıyla vazgeçilmez bir unsur olarak görülmektedirler (Alacaklıoğlu, 9-10). Yapılan araştırmalarda ve çalışmalarda aile işletmelerinin önemi kadar, başarıları üzerinde de durulmuştur. Leach ve Leahy’nin 1980’lerde çok büyük 325 İngiliz şirketinde yaptıkları araştırmada aile işletmelerinin aile işletmesi olmayanlara göre, kâr marjları, sermaye oranına göre daha fazla yatırım getirisi, satışlarda daha yüksek büyüme ve net varlıklarda daha yüksek büyüme oranı getirdiği ortaya konulmuştur. Forbes’da yayınlanan ve en büyük 800 halka açık şirketi kapsayan araştırmada, şirketlerin %31’inin aile işletmesi olduğu ve bu işletmelerin endüstri ortalamasına göre %15 oranında daha kârlı olup, %14 oranında da daha hızlı büyüdüğü aktarılmıştır. Ancak, aile işletmelerinin bu denli önemli olmasına rağmen, en fazla %30’u ikinci, %12’si üçüncü ve ortalama %5’inin de üçüncü kuşak sonrasına kadar devam ettiği görülmektedir (Alacaklıoğlu, 32-34). Böyle bir durumun temelinde pek çok sebep olmakla beraber, aile üyelerinin işletmede oynadığı rol ve yeni neslin eğitimi büyük öneme sahiptir. Çünkü aile işletmeleri aile üyelerinin ve akrabaların işletme içerisinde görev aldığı ve işletme geleceğinin de çoğu zaman, yeni neslin yönetimi ve kontrolünde görüldüğü örgütlerdir. Açıktır ki, sadece aile üyesi oldukları için kişilerin işletmede istihdam edilmeleri, kendilerine görev tesliminin yapılması ve yönetim kademelerinde karar vermelerinin sağlanması, işletmenin sürekliliği açısından tehlike doğurmaktadır. İşletmede çalışan aile üyelerinin üstlendikleri görevleri (veya kendilerine verilen görevleri) yapabilecek yetenek, bilgi ve isteğe sahip olmaları durumunda bu tehlike büyük ölçüde ortadan kalkmaktadır. Ancak, görevi yerine getirebilecek yeterlilik düzeyine ve isteğine sahip olmayan kişilerin sadece aile üyesi vasfıyla işletmede istihdam edilmesi, işletmenin ömrünü kısaltıcı unsur olmaktadır.

AİLE İŞLETMELERİ TANIMI VE ÖZELLİKLERİ Aile, bireyin kişiliğinin oluşmasında ve toplumsallaşmasında etkin bir rol oynayarak, toplumun sosyo-kültürel özelliklerini bireye katar. Ailenin içerisinde bulunduğu toplumsal ve ekonomik sınıf, ailede alınan eğitim ve görgü, çocukların ebeveynlerini rol modeli olarak almaları, onların davranışlarını doğrudan ya da dolaylı şekillendirirken (Örücü vd., 2007: 30-31), diğer taraftan da ailenin isim, kültür ve varlık olarak devamlılığını sağlamaktadır. Benzer şekilde, çocukların çalışma alışkanlığını ve çalışma ilişkilerini öğrendikleri ilk alan da yine ailedir. Çocukların ev işlerinde ve ekonomik olarak üretken işlerde belirli ölçülerde yer almaları, onların sosyal bütünleşmelerinin sağlanmasına, rollerini öğrenmelerine ve becerilerini kazanmalarına katkıda bulunmaktadır. Bu durum, yetişen çocuğun gelecekte yapacağı işlere kendini hazırlaması açısından gerekli görülürken, çocuklara faydacı bir değer yüklenmesi ve çalışmasının önemli bulunduğunun vurgulanmasında da rol oynamaktadır (Kağıtçıbaşı, 2007: 55-56). Yapılan araştırmalarda, ailenin ve aile bağlarının girişim anlayışının oluşmasında ve firma başarısının sağlanmasında önemli bir unsur olduğu görülmüştür (Chrisman vd., 2002: 113-130). Özellikle girişimci ailelerden gelenlerin çoğu defa ya aile işlerini büyüttükleri ya da benzer bir iş kurdukları sıklıkla görülen bir durumdur (Aytaç, 2006: 146-148). Bu durum girişimcilik literatürüne de yansımıştır. Girişimcilik literatürü incelendiğinde, aile işletmeleri üzerine yapılan çalışmaların özellikle 1985’den itibaren hızla çoğaldığı görülmektedir. Mesela 1985-1999 yılları arasında girişimcilik üzerine yapılan çalışmaların hemen hemen yarısı kadarı aile işletmeleri üzerinedir. Aile işletmeleri ekonomik hayatta o kadar belirgin ve önemli olmuştur ki, mesela, ABD’de üyelerinin akademisyenler, araştırmacılar ve profesyonel danışmanlardan oluştuğu Aile İşletmeleri Enstitüsü (US Family Firm Institute) kurulmuş, ayrıca Lozan’da Uluslar arası Aile İşletmeleri Ağı 1990 yılında oluşturulmuştur. Bütün bunlara rağmen aile işletmeleriyle ilgili henüz oluşmuş tek bir tanım mevcut değildir. Keza, Upton ve Heck literatürde yaklaşık 20 değişik tanım olduğunu ifade etmektedirler (Arıkan, 2004: 297-298). Özalp’e göre aile reisinin veya ailenin geçiminden sorumlu kişinin işletmenin başında bulunması, o işletmenin ‘aile işletmesi’ olarak tanımlanması için yeterlidir. Ancak, aile işletmeleriyle ilgili daha geniş kapsamla ele alınan tanımlarda genellikle iki bakış açısı mevcuttur. Bunlardan biri servetin mülkiyeti açısından yapılan tanımlar olurken, diğeri kan bağı ve yönetim ilişkilerini dikkate alarak yapılan tanımlardır. Sadece servetin mülkiyeti açısından ele alınan tanıma göre, aile işletmeleri ailenin servetini dağıtmamak üzere kurulan işletmelerdir (Ateş, 2005: 2-3). Kan bağı ve yönetim ilişkilerini dikkate alan tanıma göre ise aile işletmeleri, bir ailenin kontrolündeki işletme veya ortaklar arasında kan bağı olan kişilerden oluşan işletme olarak tanımlanmaktadır. Her iki bakış açısı birleştirildiğinde aile işletmesi, ailenin geçimini sağlamak veya mirasın dağılımını önlemek için kurulan, ailenin geçimini sağlayan kişice yönetilen, yönetim kademelerinin çoğunluğunun aile üyelerince doldurulduğu, karar almada büyük ölçüde aile üyelerinin etkili olduğu ve aileden en azından ikinci neslin istihdam edildiği işletmeler olarak tanımlanır (Genç ve Karcıoğlu, 2004: 21). Aile işletmeleriyle ilgili pek çok tanım olmasına rağmen, hemen hemen bütün tanımlarda yer alan bazı ortak noktalar şunlardır (Özkaya ve Şengül, 2006: 110) - Aile işletmesi, ailenin iş kurmuş halidir - Aile işletmesi, aileden bir girişimcinin başlattığı ve daha sonra ailenin çoğunlukla işin içinde yer aldığı kurumsal bir yapıdır - Aile işletmesi, ailenin kendine has kültürü ve geleneğinin işe yansıdığı sosyal bir yapıdır - Aile işletmesi, tek başına girişimci aile lideri, lider ve eşi, lider ve çocukları, lider, eşi ve çocukları, lider ve kardeşleri, sadece kardeşlerle kuzenler, liderin çocukları, damatlar ve gelinleri gibi çeşitli aile üyelerinin versiyonlarından oluşabilen bir birlikteliktir - Aile işletmelerinde, mülkiyet kavramı önemlidir ve mülkiyet aileye aittir - Aile işletmelerinde, ailenin işi, işin de aileyi etkilemesi söz konusudur. Yapılan araştırmalarda, aile işletmelerinin diğer işletmelerine göre kendilerine özgü bazı özelliklerinin olduğu dikkat çekmektedir. Bunlardan en önemlileri güven, kontrol ve çalışan motivasyonu açısındandır. Özellikle, ikinci kuşak aile üyelerinin iş başında bulunması durumunda, tedarikçilerle ve çalışanlarla kişisel ilişkiler kurulması sebebiyle, önceki nesillerin kurduğu ve sürdürdüğü ilişkilerin zemininde, daha güvene dayalı karşılıklı ilişkiler geliştirilmekte ve böylece aile işletmelerinde iyi bir atmosfer oluşturulabilmektedir. Ayrıca, işletmenin aile üyesi olan yöneticileri, aile işletmesi özelliği göstermeyen profesyonel yönetime sahip diğer işletmelerin yöneticilerine göre değerlerin korunması ve bir önceki neslin temsili sorumluluğu içerisinde olarak, daha dengeli büyümekte, uzun dönemli hedeflere bağlılık eğilimli göstermekte, kendi beklentileri ile oluşan değerleri, misyonları ve vizyonları aile şirketi temsilcisi olmanın sorumluluğuyla oluşturmakta ve gerçekleşmesi için çabalamaktadırlar. Böylece üst yönetim grubunun birbirine bağlılığının performans üzerinde olumlu etki ortaya çıkardığı da yapılan araştırmalarda görülmektedir. Ancak aile işletmelerinin bu özellikleri, işletmelerde ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların iyi yönetilememesi durumunda yıkıcı bir güç olmaktadır. Özellikle, kuşaklar arası yönetim değişikliğinin 25-30 yıllık zaman dilimlerini içermesi eski yöneticilerle yeni yöneticiler arasında görüş ayrılıklarını ortaya çıkararak, yeni yönetici tecrübesizliğine ve duygusal temelli ebeveyn ilişkilerinin yanlış reaksiyonlarına yol açmaktadır. Aile işletmelerinde genellikle güç ve sahiplik açısından merkeziyetçiliğin yüksek olması, duygusal ve kişisel ilişkilerin varlığı, kurucuların işletmeyi uzantıları olarak görmek istemeleri rekabet şartlarında uygun olamayan stratejileri, örgüt kültürünü ve yönetim biçimlerini de peşi sıra getirebilmektedir (Erdil vd., 2004: 65-66).

DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE AİLE İŞLETMELERİ 
Dünya genelinde aile işletmeleri yer aldıkları ülkelerde milli gelirin büyük bir kısmını oluşturmakta ve toplam istihdamın %80’nini karşılamaktadır. Genel olarak işletmelerin sahiplik yapıları incelendiğinde de işletmelerin ortalama %80’ninin aile işletmesi olduğu görülmektedir. Meselâ ABD’deki işletmelerin %90’nı, Avrupa’daki işletmelerin %85’i ve Türkiye’deki işletmelerin %95’i aile işletmesi konumundadır (Yazıcıoğlu ve Koç, 2009: 498). Aile işletmelerine büyüklükleri açısından bakıldığında ise çok sayıda çok uluslu dev işletmelerin, temelde aile işletmesi olduğu görülebilir. ABD’ de Ford, Mars, Este Lauder, Levi Strauss; İsveç’te Tetra Laval, Hermes ve H&M; Fransa’da Michelin, Bic, L’Oreal; Kanada’da Seagram ve Bata gibi işletmeler bu tür işletmelere örnek teşkil etmektedir. Türkiye’de de Sabancı, Koç, Doğuş, Ülker, Yeni Karamürsel, Komili ve Eczacıbaşı gibi firmalar büyük aile işletmeleri sınıfında yer almaktadırlar (Yalçın ve Günel, 2004: 75).  22 Aile işletmelerinin temel amaçlarından birinin, işletmeyi sonraki kuşaklara devretmek olmasına rağmen, aslında bunun kolay bir süreç olmadığı görülmektedir. Mesela, ABD’de ortalama olarak yeni kurulan aile işletmelerinin %40’ı daha ilk beş yılda yok olmakta, geri kalanların %66’sı birinci kuşakta batmakta veya el değiştirmektedir. İkinci kuşağa geçebilen aile işletmelerinin oranı %20’yi geçememekte ve %20’nin ancak %17’si üçüncü kuşağa kadar devam edebilmektedir. Sonuçta ABD’de birinci kuşak tarafından kurulmuş olan işletmelerinin sadece %3,4’ü üçüncü kuşağa kadar yaşamını sürdürmektedir. Benzer durum İngiltere’de de söz konusu olup bu oran İngiltere’de %3,3’tür (Yalçın ve Günel, 2004: 75). Türkiye’deki aile işletmeleri ise genellikle küçük işletme niteliği göstermektedir. Çok büyük ölçeklere ulaşmış asırlık Türk aile işletmelerinin varlığı henüz mevcut değildir. Bununla beraber, Hacı Ömer Sabancı Holding, Doğuş Grubu ve Koç Grubu, asırlık olmamalarına rağmen, dünyanın en büyük aile işletmeleri arasında yer almaktadırlar. Türkiye’deki diğer aile işletmelerinin geçmişi incelendiğinde de çok büyük işletmeler olmamalarına rağmen varlığını birkaç nesilden beri devam ettiren 100- 200 yıllık işletmelere az da olsa rastlanmaktadır. Yapılan çalışmalarda bu işletmelerin sayısının az olmasının temel nedeni olarak, aile işletmelerinin kurumsallaşma çalışmalarına büyük bir istekle başlamalarına rağmen, bu çalışmaları aile veya kurum içerisine yansıtamamaları ve rekabet ortamında sürekliliklerini sağlayamamaları gösterilmektedir (Genç vd., 208: 370). 

4. AİLE İŞLETMELERİNDE AİLE ÜYELERİNİN ÇALIŞMA DURUMU 
Literatürde bir taraftan aile işletmelerinin önemi vurgulanırken, diğer taraftan da aile işletmelerindeki yakın akrabalık bağlarının ekonomik gelişmeyi engelleyebileceği fikri öne sürülmektedir. Max Weber’e göre (1904) önceden belirlenen güçlü aile değerleri, kapitalist ekonomik faaliyetin gelişmesinde kısıtlayıcı olmaktadır. Fukuyama’ya göre (1995) ise insanların yakın aile ilişkileriyle güveni artırdıkları toplumlarda, onlara aynı zamanda başka insanlara güvenmemeleri öğretilmiştir. Böyle bir güvensizlik sonuçta, toplumdaki biçimsel kurumların gelişmesini engellemektedir (Bertrand ve Shoar, 2006: 74). Modern toplumların belirgin özelliklerinden birisi, iş yaşamı ve aile yaşamının ayrı olmasına verilen önemdir. Aile işletmeleri kavramıyla beraber bu ayrımın artık belirsizleştiği görülmektedir çünkü aile işletmelerinde aile ve iş, gelenek ve girişimcilik, bürokrasi ve cemaat adeta birbirine geçmiştir. Aile işletmeleri biçimsellik ve bürokrasiden yoksun, basit ancak kendine has değer, gelenek ve sembolleriyle oldukça güçlü ve durağan yapılar olarak ortaya çıkmakta ve çoğu zaman, üyelerine belli bir esneklik düzeyi ve eylem özgürlüğü sağlayacak şekilde, farklı çıkarların ayrıştığı ve bu farklı konumların eş güdümlendiği karmaşık yapılar şeklinde görülmektedir. Doğal olarak aile işletmeleri ile aile işletmesi olmayan modern kapitalist işletmeler arasında önemli farklılıklar olmasına rağmen bu farlılıklar belirginlikten uzaktır (Özler vd., 2007: 440). Üstelik aile şirketlerinde daha güvene dayalı karşılıklı ilişkilerin olması, işletmenin geleceğe taşınması, sahiplenilmesi ve aile yadigârı olarak görülmesinden dolayı bu işletmelerin sürekliliğinin sağlanmasındaki motivasyonun diğer işletmelere göre nispeten yüksekliğinden de bahsedilebilir. Şüphesiz ki, aile işletmelerinde, aile tutum ve değerleri ön plana çıkarılırken kurumsallaşmanın sağlanamaması ve iç ve dış değişimlere duyarsız kalınması durumunda ciddi maliyetlerle karşılaşmak kaçınılmaz olmaktadır. P. Drucker’a göre aile, işletmeye hizmet ettiği sürece, her ikisinin de sağlıklı bir şekilde devam etmesi mümkündür fakat işletme aileye hizmet etmeye başladığında bu durumun, hem aile için hem de işletme için olumlu sonuçlar doğurmayacağı açıktır (Öztürk, 2008: 114-115). Aile işletmelerinde işletme politikası, aile çıkarlarını yansıtır ve haliyle aile varlığının korunması amacıyla kurulan aile işletmeleri, ailenin normlarından etkilenir. Aile işletmelerinde girişimcilerin çocukları ve hatta torunları çoğunlukla işletmenin yönetiminde görev alırlar. İşletme sahipleri gelecekte miras olarak bırakacakları işletmeyi, çocuklarının tanımalarını isterler. Çocukların geleceklerini güvence altına almak isteyen girişimciler, onların firmayı sahiplenmelerinin ve işleri öğrenmelerinin, firmanın ve ailenin geleceği açısından önemli olduğunu düşünürler (Kiracı ve Alkara, 2009: 172-173). Bununla beraber, aile işletmelerinin en zayıf taraflarından 23 biri, aile ve işletme kavramlarını birbirine karıştırdıkları zaman ortaya çıkmaktadır. Aile bireyleri, sadece aileye mensup olmalarından dolayı yetenek ve deneyimlerine bakılmaksızın, işe alınmakta ve örgüt hiyerarşisi içerisinde yükseltilebilmektedirler (Pazarcık, 2004:36). Özellikle yöneticilik pozisyonu için yeteneklerine, bilgi ve beceri düzeyine bakılmaksızın aile içerisinden bir bireyin seçilmeye çalışılması o işletmenin iyi bir insan kaynakları politikasına da sahip olmadığını göstermektedir. Bir işletmede, işe alımlarda, terfilerde, ücretlerde, performans değerlendirmede, kariyer planlamada, karar almada, eğitim ve geliştirmede işin nitelik ve gereklerinden ziyade kan bağının, girişimciye yakınlığın ve evlilik bağının öne çıkması bu işletmelerin ömürlerinin kısalmasına etki etmektedir. Çünkü, böyle bir durum bir taraftan işe ve görevlere daha az yetenekte, beceride ve bilgi düzeyinde insanların getirilmesine sebep olurken, diğer taraftan da aile üyesi olan kişilerle aile üyesi olmayan kişiler arasında ‘onlar’ ve ‘biz’ ayrımını ortaya çıkarmaktadır (Öge ve Yılmaz, 2008: 402). Aile işletmelerinin devamlılığının sağlanmasındaki en önemli engel, istihdam edilen kişilerin beceri, kabiliyet, başarı ve eğitim düzeyleri vb. özellikleri dikkate alınmadan, sadece akrabalık ilişkilerinin dikkate alınıyor olmasıdır. Ancak, aile işletmelerinin ana gayesi de, işletmenin sonraki kuşaklara aktarılmasıdır. Aile işletmelerinin daha uzun ömürlü olmaları, kurumsallaşmayı tamamlamaları ve kurum kültürünü oluşturmalarıyla ilgilidir. (Öztürk, 2008: 114-115). Bu sebeple, aile işletmelerinde aile bireylerinin istihdamından ve terfisinden kaçınmak yerine, istihdam edilen ve terfi ettirilen aile bireylerinin kendi beceri ve bilgi düzeylerine uygun görevlerde çalıştırılmaları, işlerini ve görevlerini daha iyi yapabilmeleri için daha özenle eğitilmeleri ve yetiştirilmeleri kaçınılmaz olmaktadır. Bu durumun sağlanması için, yapılan çalışmalar ve araştırmalar sonucunda getirilen öneriler şunlardır (Ak, 2008: 96-97); 1. İşletmede çalışacak olan aile bireyleri mümkünse, küçük yaşlarda isletmeye götürülerek orada yapılanlar hakkında bilgilendirilmesi ve sisteme ısındırılmalıdır, 2. Çocuğun dilediği yönde eğitim alması sağlanmalı, sırf işletmede çalışması istenildiği için zorlanılmamalıdır, 3. Çocuğun ekip çalışmasını öğrenmesi, patronluktan önce çalışan olmayı anlaması için, mezuniyetinden sonra başka sektörlerde başka işlerde çalışmasına izin verilmelidir, 4. Çocuğun dilediği zaman aile isletmesine gelmesi beklenilmeli ancak çocuğun işletmeye olan bağının azalmasına engel olmak için başka sektörlerde çalışırken aile işletmesi ile ilgili kararların alınmasında fikri sorulmalıdır, 5. Aile işletmesine geldiğinde aile bireyi, bilgi ve yeteneğinin ölçüsüne uygun kademede işe başlatılmalı ve yapabilecekleri görülüp, kendine olan güvenin tesisi sağlanmalıdır, 6. Aile bireyine sorumluk verilmeli, risk alması sağlanmalı ve sonuçlarını değerlendirebilmesi konusunda fırsatlar verilmelidir. 

5. DENİZLİ AİLE İŞLETMELERİNDE BİR ARAŞTIRMA 5.1. Çalışmanın Amacı ve Varsayımları Aile işletmelerinin günümüz ekonomisindeki yeri, bu işletmelerin araştırmalara konu olma sıklığını artırmaktadır. Yapılan çalışmanın birinci amacı; Denizli’deki aile işletmelerinde aile üyelerinin işe alımlarında ailenin etkisini görmektir. Çalışmanın ikinci amacı ise, aile üyelerinin, işletmede çalışmak üzere nasıl bir eğitimden geçirildiklerini ortaya koymaktır. Bu amaçlar doğrultusunda hazırlanan varsayımlar şunlardır; 1. Aile işletmelerinde aile üyelerinin işletmede görev alması önemlidir 2. Aile üyelerinin işe alımında profesyonel yöntemlerden daha çok ailenin etkisi söz konusudur 3. Yeni nesil aile üyeleri aile işletmesinde çalıştırılmak üzere yetiştirilir 4. Aile üyesi olmayan kalifiye çalışanları, uzun vadede aile işletmelerinde tutmak zordur. 5.2. Örneğin Seçimi Verilerin Toplanması ve Değerlendirme Yöntemi Aile işletmeleri hakkında yapılan bu çalışmanın ilk aşamasında Denizli Ticaret Odasına ve Denizli Sanayi Odasına müracaat edilerek aile  24 işletmelerinin sayısı ve adresleri alınmıştır. Çalışma için anket uygulaması Denizli Ticaret Odası (DTO), Denizli Sanayi Odası (DSO) ve Avrasya Yönetici ve Sanayici İşadamları Derneğine (AYSİAD) bağlı işletmelerin işletme sahipleri ve bu işletmelerde çalışan yönetici personele yapılmıştır. Aile işletmeleri konusunda birbiriyle kontrolü sağlamak açısından anketler iki ayrı gruba dağıtılmıştır. Bunlardan ilki aile işletmesinin sahipleri, ikincisi ise aileden olmayan yöneticilerdir. Anketler 150 işletme sahibine ve 150 yönetici personele dağıtılmıştır. Ancak toplanan ve değerlendirilebilen anket sayısı 78 işletme sahibi, 85 işletme yöneticisidir. Anketler DTO ve DSO’na bağlı işletmelere ve AYSİAD’e üye girişimcilere ve onların işletmelerindeki aile üyesi olmayan ve işletme sahibiyle herhangi bir yakınlığı bulunmayan yönetici personele “Basit Tesadüfî Örnekleme Yöntemi” ile yapılmıştır. Araştırmaya esas teşkil eden anketin aile işletmelerinde yapılabilmesi için DTO, DSO ve AYSİAD ile görüşülmüş, bunlara üye olan aile işletmeleriyle ilgili unvan, adres, telefon ve yetkili kişi bilgileri alınmış, bizzat işletmelere gidilerek anket soruları katılımcılara doğrudan dağıtılmıştır. İşletmede çalışan yönetici personele anket dağıtılırken işletme sahibi ile kan bağı olmaması konusunda özen gösterilmiş, dolayısıyla anket soruları, işletmeyi aile üyesi olmadan ikinci bir gözle görebilen yöneticiler tarafından cevaplandırılmıştır. Anketlerin cevaplandırılması aşamasında, katılımcıların cevaplarını etkilemeye yönelik hiçbir müdahalenin olmaması konusunda özen ve duyarlılık gösterilmiştir. 5.3. Verilerin Değerlendirilmesi Aile İşletmelerinin Genel Özellikleri Koçel’in yaptığı çalışmaya göre kıdemli işletmeler tablosunda Denizli’de kurulmuş ve hâlâ devam etmekte olan üç kıdemli işletme yer almaktadır. Bunlar Orhan Abalıoğlu tarafından 1900’lü yılların il yarısında kurulan Abalıoğlu, Denizlili Hacı Emin Bey tarafından 1907 yılında kurulan Koska Helvacısı ve Cafer Sadık Abalıoğlu tarafından 1941’de kurulan Cafer Sadık Abalıoğlu Holding’tir (Koçel, 2010: 611- 613). Bu tür kıdemli işletmelerinin incelenmesi daha ziyade nitel araştırmayla yapılmalıdır. Bu çalışmada anket uygulamasıyla nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Anketteki ilgili soruda işletmelerin yaşı 20 yıl ve fazlası olarak gösterilmiştir çünkü Denizli ilindeki işletme bağlamlı sanayileşme ağırlıklı olarak 1980 sonrası gerçekleşmiştir. Yukarıda da adı geçen işletmeler ve benzer işletmeler, kısıtlı sayıdaki uç örnekleri temsil edeceği için anket çalışmasına dâhil edilmemiştir. Anketlerin yapıldığı aile işletmelerinde Tablo 1’den de görüleceği üzere işletmelerin yarısından fazlası (%54) 20 yıldan daha fazla süredir varlığını muhafaza etmektedir. Bu doğrultuda, Tablo 1’deki oranlar on yıllık aralarla dikkate alındığında da görülmektedir ki, ankete katılan aile işletmelerinin %11,5’inin ömrü henüz 0-10 yıl arasındayken, %34,6’sı 11- 20 yıl arasında, %53,8’inin de 20 yıldan daha fazladır.

Günümüzün küresel ekonomileri, işletmeleri çok daha büyük risklerin alındığı tedarik, işgücü, finans kaynakları, ürün sunumu gibi pek çok faktörün bileşkesi olan pazar savaşlarının arasında bırakmıştır. Bu sebeple, güven olgusu işletmeler için aranan en önemli unsur halini almıştır. Güven, tedarikçi-işletme, işletmeler arası ortaklıklar ve işletme-müşteri bağlamlarında olduğu gibi, işletmenin kendi iç bünyesinin de olmazsa olmazıdır. Bu sebeple aile işletmelerinin önemi gittikçe artmaktadır. Çünkü aile işletmeleri, aile bireylerinin işletmenin çeşitli kademelerinde istihdam edildiği ve böylece işletmenin bünyesinde aileye dâhil olmanın getirdiği, kültürel birlik ve bunun da ötesinde güveni, kendiliğinden tesis etmektedir. Öyle ki, çoğu zaman işinde en iyi olanla çalışmaktansa, daha az kalifiye ama daha güvenilir olanla çalışmak tercih edilmektedir. Bir başka açıdan ise, işletmelerin kâr getiren örgüt olmalarının ötesinde, sürekliliği olan örgütler olması önem kazanmıştır. Ancak, insan ömrü kısıtlıdır. Bu sebeple işletmelerin, işi kuranlardan sonra da devam etmesi için genelde istenilen ve öngörülen varisler, işletme sahiplerinin kardeşleri, eşleri ve çoğu zaman da çocukları olmaktadır. Hatta işletmeler, işletme sahibinin kendi ailesine bırakacağı bir miras olarak görülmektedir. Böyle bir durum, aile üyelerinin işletmeyi sahiplenmesi ve en azından gelecekte işletmenin devamlılığını sağlayabilecek yeterliliğe gelebilmesi için işletmede çalışması gerekliliğini doğurmaktadır. Aynı zamanda, aile işletmeleri olgusu, geçen yüzyılın ortalarına doğru, önce kolektivist-sosyalist sistemlerin bir kısmında uygulama denemesine girilen ‘öz yönetim’ ile liberal-kapitalist sistemdeki ‘işçilerin fabrikaya ortak’ olması tecrübelerinin geçersiz olmasının sonucunda, küçük aile sermayelerinin en iyi değerlendirilme ve işletilme modeli hâline gelmiştir. Aile işletmelerinin ekonomide oynadığı büyük rol de onları, hem ulusal ekonomiler için hem de küresel ekonomi için vazgeçilmez hale getirmiştir. Öyle ki, artık dünya çapında aile işletmelerini bir araya getirip şebekeler kuran örgütler oluşmuştur. Mesela, bunlardan biri olan Family Business Network (FBN) 45 ülkeden 3 binden çok aile işletmesinin üye olduğu bir birliktir. Bu birlik, 20 yıl önce, aile işletmelerinin iş dünyasındaki etkinliğini artırmak amacıyla kurulmuş olup, kâr amacı gütmeyen bir örgüttür. Gayesi, aile işletmelerini bir araya getirerek ortak sorunlara birlikte çözüm üretmek, deneyimlerini paylaşarak başarı ve başarısızlık nedenlerini bulmak ve aile işletmelerinin en önemli sorunlarından biri olan gelecek kuşakların eğitilerek işi sahiplenmesi konusunda üyelerine ücretsiz hizmet sunmaktır (Family Business, 2009: 16-19). Denizli’de aile işletmelerinin girişimcileri ve aile üyesi olmayan yöneticilerine yapılan bu araştırmada, aile işletmelerini çoğunluğunun 20 yıldan daha fazladır yaşamını devam ettirdiği görülmüştür. Bu işletmelerde aile üyelerinin işletme içerisinde görev alması hem işletme sahipleri hem de aile üyesi olmayan yöneticiler tarafından önemli görülmektedir. Bu öneminden dolayıdır ki, iş görenlerin işe alım sürecinde ailenin etkisi söz konusu olmaktadır.  
 

Yorum Gönder

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget